Pek çok kişinin yapamadığı noktalama işaretlerinden biri olan ''iki nokta'' aslında çok basit 3 maddesi var.
1-Tırnaktan önce iki nokta konur.
Annem:''Eve gelirken 2 limon al.''dedi.
2-Açıklama yapılacaksa iki nokta kullanılır.Ayriyetten büyük harfle başlar
Şunu unutmayın:Başarının sırrı çalışmaktır.
Önemli ipucu:''Şunu,bunu'' gördüğünüzde iki nokta koymayı unutmayın.
3-Örnek verirken iki nokta konur.
Bazı eylemler oluş bildirir:büyümek sararmak...
Onun iki üstün yanı var:Çalışmak,herkese yardım etmek.
Hazır Ödev Kapakları Proje Ödevi Performans Ödevi Lise Odevleri Universite Odevleri
14 Eylül 2010 Salı
Noktalı Virgülün Özellikleri
1-Ahmet,okuldan çıkar;eve giderdi.Virgül kullanılırsa ilk başta daha sonraki noktalı virgül olur.
2-Ali;Mehmet,Hasan ve Ahmet'i yemeğe götürdü.Anlam karışıklığını engellediğini için kullanıldı.
3-Ahmet okuldan çıktı;ama evet gitmedi.''Ama,fakat,lakin...vb'' sözlüklerden önce ''noktalı virgül'' kullanılır.
4-Ahmet okuldan çıktı;(ama)eve gitmedi.Bağlaç konulur uyarsa noktalı virgül konur.
5-Pazardan elma,armut;patlıcan kabak aldım.Farklı öğeleri ayırmak için kullanılır.
Elma,armut meyve patlıcan kabak ise sebzedir.
Size bir nebzede yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.Bilmeyenler bunu okuduktan sonra kısa sürede öğrenir umarım.
2-Ali;Mehmet,Hasan ve Ahmet'i yemeğe götürdü.Anlam karışıklığını engellediğini için kullanıldı.
3-Ahmet okuldan çıktı;ama evet gitmedi.''Ama,fakat,lakin...vb'' sözlüklerden önce ''noktalı virgül'' kullanılır.
4-Ahmet okuldan çıktı;(ama)eve gitmedi.Bağlaç konulur uyarsa noktalı virgül konur.
5-Pazardan elma,armut;patlıcan kabak aldım.Farklı öğeleri ayırmak için kullanılır.
Elma,armut meyve patlıcan kabak ise sebzedir.
Size bir nebzede yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.Bilmeyenler bunu okuduktan sonra kısa sürede öğrenir umarım.
Virgülün Özellikleri
Öss'de mutlak çıkan konulardan biri noktalama işaretleri.Her yıl minimum 3-4 soru geliyor.Ben de sizlere virgülün özelliklerini anlatacağım.Paylaştığım bilgiler tamamen doğrudur.Herhangi bir yerde hata yoktur.Umarım örneklerle anlattığım virgülün özelliklerini anlarsınız.
1-Eş görevli sözcükleri ayırmak için kullanılır.
Örnek: Güller,menekşeler açtı.
2-Sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır.
Örnek:Okuldan çıkar,eve giderdi.
3-Özneden sonra kullanılır.
Örnek:Ali,eve erken geldi.
4-Aktarma cümlerlerinde kullanılır.
Örnek:Seni sonra ararım,dedi.
5-Ara cümlelerde kullanılır.
Örnek:Bugün uğrarsa pek sanmıyorum,aradığını söylerim.
6-Anlam karışıklığını önlemek için kullanılır.
Örnek:Genç,kıza baktı.
7-''Evet,Hayır'' sözlerinden sonra kullanılır.
Örnek:Evet,gelirim.
İzinsiz kopyalanması yasaktır.İlginiz için teşekkürler.
1-Eş görevli sözcükleri ayırmak için kullanılır.
Örnek: Güller,menekşeler açtı.
2-Sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır.
Örnek:Okuldan çıkar,eve giderdi.
3-Özneden sonra kullanılır.
Örnek:Ali,eve erken geldi.
4-Aktarma cümlerlerinde kullanılır.
Örnek:Seni sonra ararım,dedi.
5-Ara cümlelerde kullanılır.
Örnek:Bugün uğrarsa pek sanmıyorum,aradığını söylerim.
6-Anlam karışıklığını önlemek için kullanılır.
Örnek:Genç,kıza baktı.
7-''Evet,Hayır'' sözlerinden sonra kullanılır.
Örnek:Evet,gelirim.
İzinsiz kopyalanması yasaktır.İlginiz için teşekkürler.
Etiketler:
virgül nedir,
virgülün kullanım alanları,
virgülün özellikleri
Her Ders İçin Çalışma Taktikleri
MATEMATİK DERSİNİN İÇERİĞİ
Matematik şekil, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki bağıntıları, düşünce yoluyla inceleyen bir bilimdir. Matematik öğreniminde temel amaç insanlarda doğuştan var olan düşünebilme kabiliyetini geliştirmektir. Matematik, karşılaşacağımız olayları ve problemleri inceleyen, araştırma ve karşılaştırma yaparak her konuda mantıklı düşünmeyi ve doğruyu bulmamızı sağlayan bir bilim dalıdır.
MATEMATİK DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Derslere mutlaka ön hazırlık yapmış olarak gelmek gerekir. Derslerde öğretmenin konu anlatımı ve verdiği örnekler dikkatle izlenmeli, anlaşılmayan ve eksik kalan noktalar hemen sorulmalıdır. Öğretmenin soru çözmede kullandığı kısa yollar birimler, formüller ezberlenmek yerine sebep-sonuç ilişkisi kurarak öğrenilmelidir.
B) Bireysel Çalışmalarda
Matematik dersindeki konular derste iyi öğrenilmiş olsa bile, düzenli test çözülmezse çok çabuk unutulur. Bu derste başarılı olabilmek için ön yargısız, sabırlı ve programlı olmak şarttır. Konu konu ve günü gününe çalışmak zorunludur. Bu çalışmalarda çözülemeyen soruların vakit kaybetmeden doğru çözümleri öğrenilmelidir. Mümkün olduğunca çalışmalar çok sayıda ve farklı tarzda sorular ile zenginleştirilmelidir.
Matematik dersindeki başarısızlığın temeli, kişinin yapması gereken çalışmaları zamanın da ve yeteri kadar yapmamasıdır. Düzenli çalışılıp, gerekli altyapı oluşturulduğunda matematiğin eğlenceli yönü fark edilecektir.
Geometri Sorularını Kolayca Çözün !
Geometri konularını; doğrular, üçgenler, dörtgenler, çemberler uzay geometri ve analitik olmak üzere altı ana başlık olarak düşünebiliriz. Geometri sorularını açı, uzunluk, alan ve çoğunlukla hacim bulma konuları içerir.
Bir üçgen sorusu; üçgenin tüm konularını içerebilir. Üçgen konusuyla ilgili tüm soruları çözebilmek için, konun tamamı ve formülleri bilinmelidir. Üçgen konusu okullarda bir yıl boyunca okutulmaktadır. Üçgen sorularını çözebilen bir kişi, az bir çalışmayla diğer konuların sorularını da çözebilir.
Geometri sorularını çözmeye yeni başlayacak kişiler. Öncelikle çözümlü soruları inceleyip çözmelidir. Bu şekilde bir konudan yeterince örnek soru çözüldükten sonra, çözümsüz sorularda çözülenebilir.
Geometri soruları çoğunlukla şekilli sorular olduğundan, soruların çözümü de şekil üzerindedir. Şekil üzerinde geometri sorusunu çözebilmek için, soruda verilen tüm bilgiler şekle kayıt edilmelidir. Gerekli bilgiler şekilden alınarak sorular çözülebilinir. Geometri soru çözümlerinde farklı yollardan sorular çözülebilir. Bu yolları kolay görmenin en önemli şartı konuyla ilgili yeterince örnek soru çözmektir.
Geometri Sorularını Kolay Çözmek İçin
Kısaca şunlar yapılmalıdır.
1) Soruyu içeren konu ve formüller bilinmelidir.
2) Önceden yeterince örnek soru çözülmelidir.
3) Sorunun çözümü için verilen tüm bilgiler şekle yerleştirilmelidir.
4) Açı sorularında ikizkenar üçgen varsa, tepe açısı tespit edilip, taban açılarının aynı olduğu şekle yazılmalıdır.
5) Bir şekilde 30o, 45o, 60o, 150o, 145o, 120o varsa uygun bir köşeden dik indirilerek sorular çözülebilir.
6) İkizkenar üçgen, eşkenar üçgen, ikizkenar yamuk sorularında tepe açılarından dik indirilerek sorular kolay çözülebilir.
7) İki kenarı paralel olan bir dörtgen sorusunda bir köşeden paralel olamayan kenara paralel çizilerek soru kolayca çözülebilir.
Yeni öğrenilen her konu mutlaka akşam tekrar edilmeli, hafta içi ve hafta sonunda birer tekrar yapılırsa konu uzun zaman hafızamızda saklı kalır.
9) Başarmak istediğiniz bir konuda samimi iseniz, onu mutlaka başarırısınız.
COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ
Coğrafyanın araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır.
COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Her derste olduğu gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir
B) Bireysel Çalışmalarda
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.
Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız.
Coğrafyada temel prensip doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye'deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler.
TÜRKÇE DERSİNİN İÇERİĞİ
Türkçe dersi dil ve anlam bilgisi olmak üzere iki temel konudan oluşur. Öğrencinin dinleme, okuma ve yazma faaliyetleri ile Türk dilinin bütün özelliklerini öğrenme, kullanma ve bu yolla bilgi edinme, kavrama, analiz ve sentez yapabilme alışkanlığı kazanması bu dersi okumadaki en önemli gerekçelerden birkaç tanesidir. Türkçe dersi kişinin anlama ve yorumlama gücünü geliştirdiği için bu derste başarılı olmak, tüm derslerdeki, özellikle sözel derslerdeki başarıyı olumlu yönde etkilemektedir. Doğru cevabı bulmak soruyu doğru okumaya, doğru anlamaya ve doğru yorumlamaya bağlıdır.
TÜRKÇE DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Türkçe dersi dinlenirken; öğretmenin uyarıları dikkate alınmalı, önemli yerler işaretlemeli, anlatılanların benzerlik ve zıtlıkları karşılaştırılarak mukayese edebilme bilinci geliştirilmelidir. Türkçe dersinde konular işlenirken yakından uzağa, basitten karmaşığa ve bilinenden bilinmeyene giden bir yöntem izlenir. Ayrıca Türkçe konuları birbirinden bağımsız değildir. Bu nedenle bütün konular derste ilgi ile takip edilmelidir. Derste öğretmenin verdiği örnekler, öğrenilen konuların ince ayrıntılarını kavratmaya yönelik olduğu için bu örneklere ait özellikler üzerinde durulmalıdır. Soru sayısı en fazla olan ders olduğu için bu derse karşı önyargılı davranılmayıp anlaşılmayan bölümler öğretmene sorulmalıdır.
B) Bireysel Çalışmalarda
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.
Tarih Dersine Nasıl Çalışılır?
Okumaktan sıkılmayan, geçmişi merak eden ve günümüzdeki gelişmelerle geçmişi özdeşleştirmekten hoşlanan öğrenciler, tarih konularını kolayca öğrenebilmektedirler. Tarih kolay öğrenildiği gibi, kolayca da unutulabilmektedir. Çünkü, yüzlerce bilgiyi (neden - sonuç - anlaşma maddesi gibi) akılda tutmak gerekiyor.
Atalarımız "Okumadan âlim, yazmadan katip olunmaz." demişler. Tarih dersine çalışırken konuları anlayarak okumalı, bir yandan da küçük küçük notlar alınmalıdır.
Dersi öğretmen anlatırken iyi dinlemeli, anlaşılmayan yerler sorulmalıdır. Not tutma da ihmal edilmemelidir. Daha sonra bu notlar gözden geçirilerek, konu tekrar edilmelidir.
Bilgilerinizi kontrol etmek, sağlamlaştırmak ve konulara dair yorum gücünüzü artırmak için, bulabildiğiniz kadar soru çözmelisiniz. Bol soru çözme, soru çözme hızınızı artıracağı gibi, bilgi eksikliklerinizin görülmesini de sağlayacaktır.
Konularla ilgili temel bilgiler çok iyi bilinmelidir. Önemli olayların nedenleri ve sonuçları, önemli olaylar arasındaki etkileşim günümüze kadar devam eden etkileri öğrenilmelidir.
Tarih konularıyla ilgili temel kavramlar ve terimler çok iyi bilinmelidir: Merkezi otorite, siyasi birlik, feodalite, rönesans, manda ve himaye gibi.
Temel bilgiler ve kavramlar arasında bağlantılar kurulmalıdır. Örneğin, Haçlı Seferlerinin sonuçlarıyla Avrupa'daki siyasal, sosyal, ekonomik ve bilimsel gelişmeler arasındaki etkileşimin bilinmesi gibi.
Tarih olayları arasındaki benzerlikler, ortak noktalar bilinmelidir. Örneğin, ekonomik çıkarların devletler arasında savaşa neden olması. Milliyetçilik akımının etkisiyle bağımsızlıklarını kazanmak isteyen ulusların imparatorluklara isyan etmesi veya ham madde ve pazar rekabetinin sanayileşmiş ülkeler arasında anlaşmazlıklara neden olması gibi. Buna din unsuru, egemen olma duygusu, toprak kazanma isteği de örnek olarak gösterilebilir.
Geçmiş yıllarda çıkan ÖSS ve ÖYS soruları çözülmelidir.
Konular halledildikten sonra bolca test çözülmelidir .
BİYOLOJİ DERSİNİN İÇERİĞİ
Biyoloji, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Canlılara ait olan olayları pozitif bilim metotlarıyla açıklamaya çalışır. Biyoloji, yaşamsal olaylar arasında ilişki kurup hayatı kolaylaştırır. Sebep-sonuç ilişkileri kurarak yaşamı kavrama ve edinilen bilgilerden faydalanarak problemleri çözmeye çalışır. İşte tüm bunlar biyoloji öğrenmenin temel amaçlarıdır.
Biyoloji öğretiminin sonucunda canlılar, sistemler, basit anlamda yaşam ve onu oluşturan unsurlar kavratılır ve bunlar pratik hayatta kullanılabilecek veriye dönüştürülür. Biyoloji dersi bilgi ağırlıklı olması sebebiyle anlatımın yanında grafik, şekil, tablo ve şema ile desteklenerek yorum yaptırılan, muhakeme ve karşılaştırma gerektiren, ezberle öğrenilemeyecek, çok önemli bir fen bilimleri dersidir. Bazı ünitelerin biyolojide temel olması nedeniyle ilerleyen ünitelere gelince temel konuların tekrar gözden geçirilmesi gerekir.
BİYOLOJİ DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Her ders için geçerli olduğu gibi biyoloji dersinde de başarılı olmanın temelinde dersin derste öğrenilmesi koşulu vardır. Öğrenci etkin dinleme çerçevesinde karşılıklı diyalog ile konuları pekiştirmeli ve kafasına takılan soruları anında sorarak çözüm yolu bulmalıdır. "Bu derste konuyu anlamasam da olur. Anlatan biri elbette bulunur. " fikri zihninize yerleşmişse dersi takip etmede sorun yaşayabilirsiniz. Biyoloji dersinde mantıksal bilgi ön planda olduğu için konular dinlenirken önemli noktalar kaçırılmamalıdır. Canlı varlıklara karşı ilgili bir zihinsel hazırlık ve merak güdüsü de biyoloji öğrenmeyi kolaylaştırır.
B) Bireysel Çalışmalarda
Biyoloji, Latince terimlerin ağırlıklı olduğu bir derstir. Dershanede veya okulda öğretmenden dersi dinledikten sonra kelimelerin akılda tutulabilmesi için mutlaka tekrar edilmesi gerekir. Çünkü ilk kez duyulan kelimelerin unutulması daha kolaydır. Bir gün sonra işleyeceğiniz konuya ön hazırlık yaparak veya en az bir kez okuyarak gelirseniz daha kalıcı ve kolay bir öğrenme gerçekleştirmiş olursunuz. Biyoloji dersi çalışırken önemli noktaların altı çizilmeli gerekli notlar alınmalıdır. Böylelikle konuların önemli yerleri notlardan tekrar edilebilir. Ders çalışılırken sebep-sonuç ilişkisi dikkate alınarak ezberden kaçınılmalıdır. Ezber; muhakeme sorularını çözmekte sizi zora sokabilir. Öğrenilen konular periyodik zamanlarda soru çözülerek pekiştirilmeli, unutulma engellenmelidir. Her derste olduğu gibi biyoloji dersi de önem verilmesi gereken, çalışma ve emek isteyen bir derstir. Biyoloji atlasından, şekillerden, kitaptaki grafik ve tablolardan faydalanılması öğrencinin görme duyusunu da geliştireceğinden etkili bir öğrenme sağlanmış olacaktır.
KİMYA DERSİNİN İÇERİĞİ
Kimya dersi, maddelerin yapısını, özelliklerini, birbirleri ile olan etkileşimlerini inceler. Bu dersle, gözlemlerin formüle edilişi, analitik düşünme ve problem çözme yeteneği kazandırılmaya çalışılır. Kimya başlı başına bir bilim olmasına rağmen matematik, biyoloji ve fizik dersleri ile de bağlantılıdır. Bu sebeple ÖSS'de çıkan bazı kimya soruları biyoloji ve fizik konularını da kapsamaktadır. Eğer matematik dersinde başarılı iseniz kimya dersinde de başarılı olmanız kuvvetle muhtemeldir. Özellikle trigonometri, denklem kurma, grafikler ve türev gibi matematiğe ait konuların, bağıntı ve formüllerin iyi öğrenilmesi kimya dersine ait çalışmalarınızda işinizi kolaylaştırır.
KİMYA DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Derste aktif olmanız gerekir. Bunun için derste işlenecek konuya ön hazırlık yaparak gelmeniz, hem aktif olmanızı, hem de konuya daha hızlı hakim olmanızı sağlar. Bu şekilde derste işlenen konuya dair eksiklerinizi fark ederek kısa sürede konunun bütününe hakim olabilirsiniz.
Tüm derslerde olduğu gibi kimya dersinde de başarılı olmak için kimya dersine veya bazı kimya konularına karşı önyargıdan kaçınmak gerekir. Dersi iyi dinlemeli, ayrıntıya kaçmadan önemli gördüğünüz yerlerin altını çizmelisiniz. Anlamadığınız yerleri öğretmene sormaktan çekinmemelisiniz. Öğretmen tarafından sınıfta örnek olarak çözülen sorulara da dikkat etmelisiniz.
B) Bireysel Çalışmalarda
Dersi derste dinlediğiniz zaman yapmanız gereken görevin % 70'ni halletmişsiniz demektir. Bundan sonraki göreviniz ise öğrenmiş olduklarınızı pekiştirmek, unutmamak, ve tam manasıyla öğrenemediğiniz konuları da öğrenmeye çalışmaktır. Dershaneden aldığınız tüm kaynakları bireysel çalışmalarda kullanmalısınız. Farklı kaynaklardan da yararlanarak değişik soru tiplerine aşinalık kazanabilirsiniz. Konu ve soru kitaplarını bitirdikten sonra ÖSS denemeleri çözerek kendinizi geliştirebilirsiniz. En iyi öğrenme yollarından biri de deneme sınavlarının sonunda yapamadıklarınızı veya boş bıraktıklarınızı öğretmenlerinizle ve arkadaşlarınızla tartışarak öğrenmeye çalışmanızdır.
FİZİK DERSİNİN İÇERİĞİ
Fizik dersi, Fen grubu dersleri içerisinde yer alan, bireylerin sayısal kapasitelerini kullanmalarını gerektiren, yorum ağırlıklı bir derstir.
Vektör kavramını, sayısal bazı işlemleri hatta yorum yeteneğini de içerdiğinden bir çok dersten faydalanır ve bir çok derse ışık tutar.
Vektör, kuvvet, moment, ağırlık merkezi, basit makineler, kütle- öz kütle, sıvıların statiği, sıcaklık ve genleşme, hareket, enerji, elektrostatik, elektrik akımı ve optik ÖSS'de çıkan belli başlı fizik konularıdır. Yanlış bir önyargı sonucu öğrenciler tarafından branş dersleri içerisinde en zor olarak algılanan derslerden birisi fiziktir. Başarısızlığın temel nedeni de budur. Fizik dersini de diğer dersler gibi algılamak gerekir.
Bazı basit temel esaslar yerine getirildikten sonra öğrenilmesi kolay ve zevkli bir derstir.
FİZİK DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ
ÖSS'deki 45 soruluk fen grubu dersleri içerisinde 19 soru ile en fazla soru çıkan ders olup bir sayısal öğrencisinin mutlaka öğrenmesi gereken bir derstir. ÖSS'de çıkan fizik sorularının zorluk derecesini üç gruba ayırabiliriz. %25'i kolay, %50'si normal, %25'si ise çeldirici özellik taşıyan ve yoruma ihtiyaç duyulan zor nitelikteki sorulardır. Fizik dersine programlı çalışan bir öğrenci soruların %75'ini rahatlıkla çözebilir.
Fizik dersinde sıralama soruları, kıyaslama ve fark alma soruları, oran soruları, ilke soruları belli başlı soru tipleridir.
Fizik soruları genellikle şekilli ve soru metni ile şekilde birbirinin tamamlayıcısı olduğundan her ikisi birlikte dikkate alınarak verilen ve istenilen değerler belirlenmelidir.
İlkeli sorularda önce soru kökü okunmalı ve ilkeler bu amaca uygun olarak incelenmelidir.Sorulara ezberci mantıkla değil, düşünce ve yorumla yaklaşılmalıdır. Soru çözerken mümkünse şekil ve grafik çizerek olay somutlaştırılmalı ve zaman kaybı önlenmelidir. Özellikle altı çizili, en az, en çok, kesinlik ve benzeri ifade eden anahtar kelimelere dikkat edilmelidir.
FİZİK DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Fizik dersini derste anlamak başarmak için ön koşuldur. Derste öğretmenin yaptığı açıklama ve verdiği örnekler çok dikkatli takip edilmeli, bütün ayrıntılar dikkate alınmalıdır. Sorular, çözümler, grafikler ve çizimler hatasız bir şekilde deftere geçirilmelidir. Öğretmen konuyu anlatırken veya örnek sorular çözerken anlaşılmayan bölümler vakit kaybedilmeden sorulmalı ve öğrenilmelidir. İşlenecek konuları daha rahat anlamak ve takip etmek için muhakkak derslere hazır gelinmelidir.
B) Bireysel Çalışmalarda
Fizik dersinde başarılı olabilmek için ders sonrası düzenli ve programlı tekrar zorunludur. Konu ile ilgili temel kavramlar iyi öğrenilmelidir. Anlaşılamayan kavram, tanım ve alt başlıklar, derslerde tutulmuş notlar günlük tekrarlarda gözden geçirilmeli, örnek sorularla öğrenme pekiştirilmelidir.
Geçmiş yıllara ait sorular çözülmeli, MEB müfredatını esas alan fizik kitabı temel kaynak olmak şartı ile eldeki yardımcı ders kitapları, ders notları soru bankları gibi dokümanların hepsinden faydalanmak gerekir.
DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ:
A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sözel puanın önemli olduğu öğrenciler için çok fazla dikkate alınmayan bir derstir. Fakat günlük hayat tecrübesi ile çözülebilecek, basit matematik işlemleri ile yapılabilecek soruların olması, zaman kaldığında bu dersle ilgili soruların incelenmesi faydalı olacaktır.
B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sayısal gruptaki belirleyici derslerin başında yer alır. Yüksek puan alabilmek için, fizikte başarı şarttır. Bu grup içinde yer alan öğrencilerin konu ayırımı yapmadan düzenli fizik çalışmaları gerekir.
C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Fizik dersi eşit ağırlıklı öğrencilerin okul müfredatlarında yer almamakla birlikte, çözüldüğünde eşit ağırlıklı puanı yükselten bir etkisi vardır. İşlem ağırlıklı olmayan yorum yapılabilecek soruların varlığı bu gruptaki öğrenciler için faydalı olabilir.
D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Bu derse ait sorular dil puanı hesaplanırken dikkate alınmayacaktır. Dil puanı ile bir yüksek öğretim programına girmek isteyen öğrencilerin fizik dersine çalışmaları diğer puan türlerinde tercih yapmalarına bağlıdır.
Matematik şekil, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki bağıntıları, düşünce yoluyla inceleyen bir bilimdir. Matematik öğreniminde temel amaç insanlarda doğuştan var olan düşünebilme kabiliyetini geliştirmektir. Matematik, karşılaşacağımız olayları ve problemleri inceleyen, araştırma ve karşılaştırma yaparak her konuda mantıklı düşünmeyi ve doğruyu bulmamızı sağlayan bir bilim dalıdır.
MATEMATİK DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Derslere mutlaka ön hazırlık yapmış olarak gelmek gerekir. Derslerde öğretmenin konu anlatımı ve verdiği örnekler dikkatle izlenmeli, anlaşılmayan ve eksik kalan noktalar hemen sorulmalıdır. Öğretmenin soru çözmede kullandığı kısa yollar birimler, formüller ezberlenmek yerine sebep-sonuç ilişkisi kurarak öğrenilmelidir.
B) Bireysel Çalışmalarda
Matematik dersindeki konular derste iyi öğrenilmiş olsa bile, düzenli test çözülmezse çok çabuk unutulur. Bu derste başarılı olabilmek için ön yargısız, sabırlı ve programlı olmak şarttır. Konu konu ve günü gününe çalışmak zorunludur. Bu çalışmalarda çözülemeyen soruların vakit kaybetmeden doğru çözümleri öğrenilmelidir. Mümkün olduğunca çalışmalar çok sayıda ve farklı tarzda sorular ile zenginleştirilmelidir.
Matematik dersindeki başarısızlığın temeli, kişinin yapması gereken çalışmaları zamanın da ve yeteri kadar yapmamasıdır. Düzenli çalışılıp, gerekli altyapı oluşturulduğunda matematiğin eğlenceli yönü fark edilecektir.
Geometri Sorularını Kolayca Çözün !
Geometri konularını; doğrular, üçgenler, dörtgenler, çemberler uzay geometri ve analitik olmak üzere altı ana başlık olarak düşünebiliriz. Geometri sorularını açı, uzunluk, alan ve çoğunlukla hacim bulma konuları içerir.
Bir üçgen sorusu; üçgenin tüm konularını içerebilir. Üçgen konusuyla ilgili tüm soruları çözebilmek için, konun tamamı ve formülleri bilinmelidir. Üçgen konusu okullarda bir yıl boyunca okutulmaktadır. Üçgen sorularını çözebilen bir kişi, az bir çalışmayla diğer konuların sorularını da çözebilir.
Geometri sorularını çözmeye yeni başlayacak kişiler. Öncelikle çözümlü soruları inceleyip çözmelidir. Bu şekilde bir konudan yeterince örnek soru çözüldükten sonra, çözümsüz sorularda çözülenebilir.
Geometri soruları çoğunlukla şekilli sorular olduğundan, soruların çözümü de şekil üzerindedir. Şekil üzerinde geometri sorusunu çözebilmek için, soruda verilen tüm bilgiler şekle kayıt edilmelidir. Gerekli bilgiler şekilden alınarak sorular çözülebilinir. Geometri soru çözümlerinde farklı yollardan sorular çözülebilir. Bu yolları kolay görmenin en önemli şartı konuyla ilgili yeterince örnek soru çözmektir.
Geometri Sorularını Kolay Çözmek İçin
Kısaca şunlar yapılmalıdır.
1) Soruyu içeren konu ve formüller bilinmelidir.
2) Önceden yeterince örnek soru çözülmelidir.
3) Sorunun çözümü için verilen tüm bilgiler şekle yerleştirilmelidir.
4) Açı sorularında ikizkenar üçgen varsa, tepe açısı tespit edilip, taban açılarının aynı olduğu şekle yazılmalıdır.
5) Bir şekilde 30o, 45o, 60o, 150o, 145o, 120o varsa uygun bir köşeden dik indirilerek sorular çözülebilir.
6) İkizkenar üçgen, eşkenar üçgen, ikizkenar yamuk sorularında tepe açılarından dik indirilerek sorular kolay çözülebilir.
7) İki kenarı paralel olan bir dörtgen sorusunda bir köşeden paralel olamayan kenara paralel çizilerek soru kolayca çözülebilir.
Yeni öğrenilen her konu mutlaka akşam tekrar edilmeli, hafta içi ve hafta sonunda birer tekrar yapılırsa konu uzun zaman hafızamızda saklı kalır.
9) Başarmak istediğiniz bir konuda samimi iseniz, onu mutlaka başarırısınız.
COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ
Coğrafyanın araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır.
COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Her derste olduğu gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir
B) Bireysel Çalışmalarda
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.
Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız.
Coğrafyada temel prensip doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye'deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler.
TÜRKÇE DERSİNİN İÇERİĞİ
Türkçe dersi dil ve anlam bilgisi olmak üzere iki temel konudan oluşur. Öğrencinin dinleme, okuma ve yazma faaliyetleri ile Türk dilinin bütün özelliklerini öğrenme, kullanma ve bu yolla bilgi edinme, kavrama, analiz ve sentez yapabilme alışkanlığı kazanması bu dersi okumadaki en önemli gerekçelerden birkaç tanesidir. Türkçe dersi kişinin anlama ve yorumlama gücünü geliştirdiği için bu derste başarılı olmak, tüm derslerdeki, özellikle sözel derslerdeki başarıyı olumlu yönde etkilemektedir. Doğru cevabı bulmak soruyu doğru okumaya, doğru anlamaya ve doğru yorumlamaya bağlıdır.
TÜRKÇE DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Türkçe dersi dinlenirken; öğretmenin uyarıları dikkate alınmalı, önemli yerler işaretlemeli, anlatılanların benzerlik ve zıtlıkları karşılaştırılarak mukayese edebilme bilinci geliştirilmelidir. Türkçe dersinde konular işlenirken yakından uzağa, basitten karmaşığa ve bilinenden bilinmeyene giden bir yöntem izlenir. Ayrıca Türkçe konuları birbirinden bağımsız değildir. Bu nedenle bütün konular derste ilgi ile takip edilmelidir. Derste öğretmenin verdiği örnekler, öğrenilen konuların ince ayrıntılarını kavratmaya yönelik olduğu için bu örneklere ait özellikler üzerinde durulmalıdır. Soru sayısı en fazla olan ders olduğu için bu derse karşı önyargılı davranılmayıp anlaşılmayan bölümler öğretmene sorulmalıdır.
B) Bireysel Çalışmalarda
Bireysel çalışmalarda derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.
Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.
Kavram, yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.
Tarih Dersine Nasıl Çalışılır?
Okumaktan sıkılmayan, geçmişi merak eden ve günümüzdeki gelişmelerle geçmişi özdeşleştirmekten hoşlanan öğrenciler, tarih konularını kolayca öğrenebilmektedirler. Tarih kolay öğrenildiği gibi, kolayca da unutulabilmektedir. Çünkü, yüzlerce bilgiyi (neden - sonuç - anlaşma maddesi gibi) akılda tutmak gerekiyor.
Atalarımız "Okumadan âlim, yazmadan katip olunmaz." demişler. Tarih dersine çalışırken konuları anlayarak okumalı, bir yandan da küçük küçük notlar alınmalıdır.
Dersi öğretmen anlatırken iyi dinlemeli, anlaşılmayan yerler sorulmalıdır. Not tutma da ihmal edilmemelidir. Daha sonra bu notlar gözden geçirilerek, konu tekrar edilmelidir.
Bilgilerinizi kontrol etmek, sağlamlaştırmak ve konulara dair yorum gücünüzü artırmak için, bulabildiğiniz kadar soru çözmelisiniz. Bol soru çözme, soru çözme hızınızı artıracağı gibi, bilgi eksikliklerinizin görülmesini de sağlayacaktır.
Konularla ilgili temel bilgiler çok iyi bilinmelidir. Önemli olayların nedenleri ve sonuçları, önemli olaylar arasındaki etkileşim günümüze kadar devam eden etkileri öğrenilmelidir.
Tarih konularıyla ilgili temel kavramlar ve terimler çok iyi bilinmelidir: Merkezi otorite, siyasi birlik, feodalite, rönesans, manda ve himaye gibi.
Temel bilgiler ve kavramlar arasında bağlantılar kurulmalıdır. Örneğin, Haçlı Seferlerinin sonuçlarıyla Avrupa'daki siyasal, sosyal, ekonomik ve bilimsel gelişmeler arasındaki etkileşimin bilinmesi gibi.
Tarih olayları arasındaki benzerlikler, ortak noktalar bilinmelidir. Örneğin, ekonomik çıkarların devletler arasında savaşa neden olması. Milliyetçilik akımının etkisiyle bağımsızlıklarını kazanmak isteyen ulusların imparatorluklara isyan etmesi veya ham madde ve pazar rekabetinin sanayileşmiş ülkeler arasında anlaşmazlıklara neden olması gibi. Buna din unsuru, egemen olma duygusu, toprak kazanma isteği de örnek olarak gösterilebilir.
Geçmiş yıllarda çıkan ÖSS ve ÖYS soruları çözülmelidir.
Konular halledildikten sonra bolca test çözülmelidir .
BİYOLOJİ DERSİNİN İÇERİĞİ
Biyoloji, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Canlılara ait olan olayları pozitif bilim metotlarıyla açıklamaya çalışır. Biyoloji, yaşamsal olaylar arasında ilişki kurup hayatı kolaylaştırır. Sebep-sonuç ilişkileri kurarak yaşamı kavrama ve edinilen bilgilerden faydalanarak problemleri çözmeye çalışır. İşte tüm bunlar biyoloji öğrenmenin temel amaçlarıdır.
Biyoloji öğretiminin sonucunda canlılar, sistemler, basit anlamda yaşam ve onu oluşturan unsurlar kavratılır ve bunlar pratik hayatta kullanılabilecek veriye dönüştürülür. Biyoloji dersi bilgi ağırlıklı olması sebebiyle anlatımın yanında grafik, şekil, tablo ve şema ile desteklenerek yorum yaptırılan, muhakeme ve karşılaştırma gerektiren, ezberle öğrenilemeyecek, çok önemli bir fen bilimleri dersidir. Bazı ünitelerin biyolojide temel olması nedeniyle ilerleyen ünitelere gelince temel konuların tekrar gözden geçirilmesi gerekir.
BİYOLOJİ DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Her ders için geçerli olduğu gibi biyoloji dersinde de başarılı olmanın temelinde dersin derste öğrenilmesi koşulu vardır. Öğrenci etkin dinleme çerçevesinde karşılıklı diyalog ile konuları pekiştirmeli ve kafasına takılan soruları anında sorarak çözüm yolu bulmalıdır. "Bu derste konuyu anlamasam da olur. Anlatan biri elbette bulunur. " fikri zihninize yerleşmişse dersi takip etmede sorun yaşayabilirsiniz. Biyoloji dersinde mantıksal bilgi ön planda olduğu için konular dinlenirken önemli noktalar kaçırılmamalıdır. Canlı varlıklara karşı ilgili bir zihinsel hazırlık ve merak güdüsü de biyoloji öğrenmeyi kolaylaştırır.
B) Bireysel Çalışmalarda
Biyoloji, Latince terimlerin ağırlıklı olduğu bir derstir. Dershanede veya okulda öğretmenden dersi dinledikten sonra kelimelerin akılda tutulabilmesi için mutlaka tekrar edilmesi gerekir. Çünkü ilk kez duyulan kelimelerin unutulması daha kolaydır. Bir gün sonra işleyeceğiniz konuya ön hazırlık yaparak veya en az bir kez okuyarak gelirseniz daha kalıcı ve kolay bir öğrenme gerçekleştirmiş olursunuz. Biyoloji dersi çalışırken önemli noktaların altı çizilmeli gerekli notlar alınmalıdır. Böylelikle konuların önemli yerleri notlardan tekrar edilebilir. Ders çalışılırken sebep-sonuç ilişkisi dikkate alınarak ezberden kaçınılmalıdır. Ezber; muhakeme sorularını çözmekte sizi zora sokabilir. Öğrenilen konular periyodik zamanlarda soru çözülerek pekiştirilmeli, unutulma engellenmelidir. Her derste olduğu gibi biyoloji dersi de önem verilmesi gereken, çalışma ve emek isteyen bir derstir. Biyoloji atlasından, şekillerden, kitaptaki grafik ve tablolardan faydalanılması öğrencinin görme duyusunu da geliştireceğinden etkili bir öğrenme sağlanmış olacaktır.
KİMYA DERSİNİN İÇERİĞİ
Kimya dersi, maddelerin yapısını, özelliklerini, birbirleri ile olan etkileşimlerini inceler. Bu dersle, gözlemlerin formüle edilişi, analitik düşünme ve problem çözme yeteneği kazandırılmaya çalışılır. Kimya başlı başına bir bilim olmasına rağmen matematik, biyoloji ve fizik dersleri ile de bağlantılıdır. Bu sebeple ÖSS'de çıkan bazı kimya soruları biyoloji ve fizik konularını da kapsamaktadır. Eğer matematik dersinde başarılı iseniz kimya dersinde de başarılı olmanız kuvvetle muhtemeldir. Özellikle trigonometri, denklem kurma, grafikler ve türev gibi matematiğe ait konuların, bağıntı ve formüllerin iyi öğrenilmesi kimya dersine ait çalışmalarınızda işinizi kolaylaştırır.
KİMYA DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Derste aktif olmanız gerekir. Bunun için derste işlenecek konuya ön hazırlık yaparak gelmeniz, hem aktif olmanızı, hem de konuya daha hızlı hakim olmanızı sağlar. Bu şekilde derste işlenen konuya dair eksiklerinizi fark ederek kısa sürede konunun bütününe hakim olabilirsiniz.
Tüm derslerde olduğu gibi kimya dersinde de başarılı olmak için kimya dersine veya bazı kimya konularına karşı önyargıdan kaçınmak gerekir. Dersi iyi dinlemeli, ayrıntıya kaçmadan önemli gördüğünüz yerlerin altını çizmelisiniz. Anlamadığınız yerleri öğretmene sormaktan çekinmemelisiniz. Öğretmen tarafından sınıfta örnek olarak çözülen sorulara da dikkat etmelisiniz.
B) Bireysel Çalışmalarda
Dersi derste dinlediğiniz zaman yapmanız gereken görevin % 70'ni halletmişsiniz demektir. Bundan sonraki göreviniz ise öğrenmiş olduklarınızı pekiştirmek, unutmamak, ve tam manasıyla öğrenemediğiniz konuları da öğrenmeye çalışmaktır. Dershaneden aldığınız tüm kaynakları bireysel çalışmalarda kullanmalısınız. Farklı kaynaklardan da yararlanarak değişik soru tiplerine aşinalık kazanabilirsiniz. Konu ve soru kitaplarını bitirdikten sonra ÖSS denemeleri çözerek kendinizi geliştirebilirsiniz. En iyi öğrenme yollarından biri de deneme sınavlarının sonunda yapamadıklarınızı veya boş bıraktıklarınızı öğretmenlerinizle ve arkadaşlarınızla tartışarak öğrenmeye çalışmanızdır.
FİZİK DERSİNİN İÇERİĞİ
Fizik dersi, Fen grubu dersleri içerisinde yer alan, bireylerin sayısal kapasitelerini kullanmalarını gerektiren, yorum ağırlıklı bir derstir.
Vektör kavramını, sayısal bazı işlemleri hatta yorum yeteneğini de içerdiğinden bir çok dersten faydalanır ve bir çok derse ışık tutar.
Vektör, kuvvet, moment, ağırlık merkezi, basit makineler, kütle- öz kütle, sıvıların statiği, sıcaklık ve genleşme, hareket, enerji, elektrostatik, elektrik akımı ve optik ÖSS'de çıkan belli başlı fizik konularıdır. Yanlış bir önyargı sonucu öğrenciler tarafından branş dersleri içerisinde en zor olarak algılanan derslerden birisi fiziktir. Başarısızlığın temel nedeni de budur. Fizik dersini de diğer dersler gibi algılamak gerekir.
Bazı basit temel esaslar yerine getirildikten sonra öğrenilmesi kolay ve zevkli bir derstir.
FİZİK DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ
ÖSS'deki 45 soruluk fen grubu dersleri içerisinde 19 soru ile en fazla soru çıkan ders olup bir sayısal öğrencisinin mutlaka öğrenmesi gereken bir derstir. ÖSS'de çıkan fizik sorularının zorluk derecesini üç gruba ayırabiliriz. %25'i kolay, %50'si normal, %25'si ise çeldirici özellik taşıyan ve yoruma ihtiyaç duyulan zor nitelikteki sorulardır. Fizik dersine programlı çalışan bir öğrenci soruların %75'ini rahatlıkla çözebilir.
Fizik dersinde sıralama soruları, kıyaslama ve fark alma soruları, oran soruları, ilke soruları belli başlı soru tipleridir.
Fizik soruları genellikle şekilli ve soru metni ile şekilde birbirinin tamamlayıcısı olduğundan her ikisi birlikte dikkate alınarak verilen ve istenilen değerler belirlenmelidir.
İlkeli sorularda önce soru kökü okunmalı ve ilkeler bu amaca uygun olarak incelenmelidir.Sorulara ezberci mantıkla değil, düşünce ve yorumla yaklaşılmalıdır. Soru çözerken mümkünse şekil ve grafik çizerek olay somutlaştırılmalı ve zaman kaybı önlenmelidir. Özellikle altı çizili, en az, en çok, kesinlik ve benzeri ifade eden anahtar kelimelere dikkat edilmelidir.
FİZİK DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste
Fizik dersini derste anlamak başarmak için ön koşuldur. Derste öğretmenin yaptığı açıklama ve verdiği örnekler çok dikkatli takip edilmeli, bütün ayrıntılar dikkate alınmalıdır. Sorular, çözümler, grafikler ve çizimler hatasız bir şekilde deftere geçirilmelidir. Öğretmen konuyu anlatırken veya örnek sorular çözerken anlaşılmayan bölümler vakit kaybedilmeden sorulmalı ve öğrenilmelidir. İşlenecek konuları daha rahat anlamak ve takip etmek için muhakkak derslere hazır gelinmelidir.
B) Bireysel Çalışmalarda
Fizik dersinde başarılı olabilmek için ders sonrası düzenli ve programlı tekrar zorunludur. Konu ile ilgili temel kavramlar iyi öğrenilmelidir. Anlaşılamayan kavram, tanım ve alt başlıklar, derslerde tutulmuş notlar günlük tekrarlarda gözden geçirilmeli, örnek sorularla öğrenme pekiştirilmelidir.
Geçmiş yıllara ait sorular çözülmeli, MEB müfredatını esas alan fizik kitabı temel kaynak olmak şartı ile eldeki yardımcı ders kitapları, ders notları soru bankları gibi dokümanların hepsinden faydalanmak gerekir.
DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ:
A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sözel puanın önemli olduğu öğrenciler için çok fazla dikkate alınmayan bir derstir. Fakat günlük hayat tecrübesi ile çözülebilecek, basit matematik işlemleri ile yapılabilecek soruların olması, zaman kaldığında bu dersle ilgili soruların incelenmesi faydalı olacaktır.
B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sayısal gruptaki belirleyici derslerin başında yer alır. Yüksek puan alabilmek için, fizikte başarı şarttır. Bu grup içinde yer alan öğrencilerin konu ayırımı yapmadan düzenli fizik çalışmaları gerekir.
C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Fizik dersi eşit ağırlıklı öğrencilerin okul müfredatlarında yer almamakla birlikte, çözüldüğünde eşit ağırlıklı puanı yükselten bir etkisi vardır. İşlem ağırlıklı olmayan yorum yapılabilecek soruların varlığı bu gruptaki öğrenciler için faydalı olabilir.
D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Bu derse ait sorular dil puanı hesaplanırken dikkate alınmayacaktır. Dil puanı ile bir yüksek öğretim programına girmek isteyen öğrencilerin fizik dersine çalışmaları diğer puan türlerinde tercih yapmalarına bağlıdır.
Ders Çalışıyorum Başaramıyorum Diyenlere
Siz yapamıyorsunuz, yapamadığınızı biliyorsunuz, kabul ediyorsunuz. Çoğunlukla neden yapamadığınızın da bal gibi farkındasınız. İtiraf edin. Dizileriniz var. Pc oyunlarınız var. Arkadaşlarla dışarı çıkmak lazım. Evde bir kaç sorun var.Hocalar da iyi anlatmaz. Zaten dersler de çoook zor ve daha çoookk sıkıcı.Değil mi?
Değil!
Güzel ve milyonlarca mantıklı bahane üretebiliriz kendimize. Hepimiz yaparız. Ama ne kadar mantıklı üretirsek üretelim onlar "bahane" olmaktan çıkmayacaktır. Bahaneler gerçek nedenler değildir. Uydurma nedenlerdir.(biliyoruz) Yapamıyorumcuların gerçek nedenleri yoktur aslında. Bahaneleri vardır. Fark edin. Yapmamak daha kötüsü yapamamak için neden olarak gösterdiğiniz, bir neden olduklarına inandığınız şeyleri bir düşünün.Ben başarısızım, yapamam, zor demeye biraz ara verin.(Bu kadar yazdım, lütfen ara verin.
Başarısızlığı kabul ediyor olmak apayrı bir başarısızlıktır. Başarısızlığın nedenini bilip de o nedeni ortadan kaldırmaya kendinde mecal bulamamak ise ayrı bir sorun. Felsefede yöntem genelde önce sorunun tespiti üzerine kuruludur. Sorununuzu tespit edin.Matematik ya da başka bir ders ( ya da hayat olsun geniş düşünelim) önce sorununuzu tespit edin. Doktor tabiriyle teşhis edin onu- sizi engelleyen her neyse. Sorunu bulduktan sonra çözüm aşikardır ve bunu en iyi siz kendiniz bilebilirsiniz. Bütün rehberlik öğretmenlerinden, psikologlardan, aile büyüklerinden, arkadaşlarından daha iyi sen bilirsin.Eee neden uygulamıyorsunuz? Hakikaten neden yapmıyorsun?
Herşey senin elinde unutma. Hayatının iplerini tutmaktasın. Ona sımsıkıya tutun ve artık bir sabah uyan! "Ben yaparım yahu" de. "Ne var ki bunda, yaparım ben!"
Tüm önyargılarını yıkmak, yapamıyorum cümlesini çöp kutusuyla buluşturup, emeklerinin karşılığını aldığındaki hazzı yaşamak senin elinde. Bir sabah uyanın artık.
Matematik hayat gibidir. <Çalıştığının karşılığını, hakettiğini mutlaka alırsın>. Matematik başkadır. Hele bir kez kök2 nin irrasyonel olduğunun ispatından heyecanlanmayagör. Bak bir daha matematiğe "zor yapamam" diyecek misin?
Aynı bunun gibi bir kez gerçekten geleceğin için heyecanlan.
Sınavlarından sonra bulunmak istediğin üniversite sıralarını düşün ya da ilerideki işindeki masanı...Bak bir daha yapamam diyebilecek misin?
Matematik hayat gibidir.
Ha bir de kader, şans vs. var. Her ne hikmetse doğuştan yapamama(!) bahanesi sayılır bunlar. Olasılık soruları çözdüyseniz bilirsiniz. Şans ancak özdeş bilyeler arasında geçerlidir. Hayatta da böyle bu. Başkasından üstünseniz, ondan daha çok çalışmış en önemlisi daha çok "hak etmişseniz"; rüzgar sizden tarafa esecektir merak etmeyin. Önce hak edin ve öne geçin.
Bundan gayrısı size emanet. Allah yardımcınız olsun.
İyi çalışmalar, başarılar ve tüm iyi dileklerimle
Kolay gelsin.
Değil!
Güzel ve milyonlarca mantıklı bahane üretebiliriz kendimize. Hepimiz yaparız. Ama ne kadar mantıklı üretirsek üretelim onlar "bahane" olmaktan çıkmayacaktır. Bahaneler gerçek nedenler değildir. Uydurma nedenlerdir.(biliyoruz) Yapamıyorumcuların gerçek nedenleri yoktur aslında. Bahaneleri vardır. Fark edin. Yapmamak daha kötüsü yapamamak için neden olarak gösterdiğiniz, bir neden olduklarına inandığınız şeyleri bir düşünün.Ben başarısızım, yapamam, zor demeye biraz ara verin.(Bu kadar yazdım, lütfen ara verin.
Başarısızlığı kabul ediyor olmak apayrı bir başarısızlıktır. Başarısızlığın nedenini bilip de o nedeni ortadan kaldırmaya kendinde mecal bulamamak ise ayrı bir sorun. Felsefede yöntem genelde önce sorunun tespiti üzerine kuruludur. Sorununuzu tespit edin.Matematik ya da başka bir ders ( ya da hayat olsun geniş düşünelim) önce sorununuzu tespit edin. Doktor tabiriyle teşhis edin onu- sizi engelleyen her neyse. Sorunu bulduktan sonra çözüm aşikardır ve bunu en iyi siz kendiniz bilebilirsiniz. Bütün rehberlik öğretmenlerinden, psikologlardan, aile büyüklerinden, arkadaşlarından daha iyi sen bilirsin.Eee neden uygulamıyorsunuz? Hakikaten neden yapmıyorsun?
Herşey senin elinde unutma. Hayatının iplerini tutmaktasın. Ona sımsıkıya tutun ve artık bir sabah uyan! "Ben yaparım yahu" de. "Ne var ki bunda, yaparım ben!"
Tüm önyargılarını yıkmak, yapamıyorum cümlesini çöp kutusuyla buluşturup, emeklerinin karşılığını aldığındaki hazzı yaşamak senin elinde. Bir sabah uyanın artık.
Matematik hayat gibidir. <Çalıştığının karşılığını, hakettiğini mutlaka alırsın>. Matematik başkadır. Hele bir kez kök2 nin irrasyonel olduğunun ispatından heyecanlanmayagör. Bak bir daha matematiğe "zor yapamam" diyecek misin?
Aynı bunun gibi bir kez gerçekten geleceğin için heyecanlan.
Sınavlarından sonra bulunmak istediğin üniversite sıralarını düşün ya da ilerideki işindeki masanı...Bak bir daha yapamam diyebilecek misin?
Matematik hayat gibidir.
Ha bir de kader, şans vs. var. Her ne hikmetse doğuştan yapamama(!) bahanesi sayılır bunlar. Olasılık soruları çözdüyseniz bilirsiniz. Şans ancak özdeş bilyeler arasında geçerlidir. Hayatta da böyle bu. Başkasından üstünseniz, ondan daha çok çalışmış en önemlisi daha çok "hak etmişseniz"; rüzgar sizden tarafa esecektir merak etmeyin. Önce hak edin ve öne geçin.
Bundan gayrısı size emanet. Allah yardımcınız olsun.
İyi çalışmalar, başarılar ve tüm iyi dileklerimle
Kolay gelsin.
Edebiyatın Bilimlerle İlişkisi
EDEBİYATIN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
Tarih: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır. Tarihin konusu Geçmiş zamanda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.
Sosyoloji: Sosyolojinin ana konusu toplumdur. Sosyolojinin konusu daha dar anlamda toplum yapısı, toplumsal kurumlar toplumsal ilişkiler, sosyal grup, sosyal tabakalaşma, kültür ve tüm bu unsurlarda meydana gelen değişme ve gelişmelerdir.
Matematik: Biçim sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri üst bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzam bilgisi gibi dallara ayrılan bilim dalıdır. İlgi alanları Kişiyi günlük yaşamında etkileyen basit olgulardan başlayıp, evrenin yapısına kadar giden düşüncelerin hepsinde matematik vardır. Ona verilebilecek nitelikler de pek çoktur. İnsanlığın ortak düşünme aracıdır, evrensel dildir, bilimdir, sanattır… O, insan aklının güzelliğini ve yüceliğini gösteren yetkin bir yapıttır.
Fizik: Madde ve madde bileşenlerini inceleyen, aynı zamanda bunların etkileşimlerini açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır Fiziğin amacı evrendeki "gözlenebilir" niceliklerin (enerji, momentum, açısal mom entu m, spin vs.) "nasıl" değiştiğini anlamaktır.
Kimya: atomları, element ya da bileşik haldeki maddelerin yapısını, bileşimini ve özelliklerini (makroskopik ve mikroskobik boyutta), uğradıkları dönüşümleri, bu dönüşümler sırasında açığa çıkardıkları ya da soğurdukları enerji ve entropiyi inceleyen bilim dalıdır.
Biyoloji veya Canlı bilimi: canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Biyologlar, tüm canlıları - tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar - onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte incelerler.
Tıp: İnsan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, hastalıkları sağaltma (tedavi etme), ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücut sistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir.
Psikoloji: İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ve kendi içinde de dengeli bir gelişme sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana bu gelişim ve uyum sürecinde yardımcı olabilir.
1-Tarih, sosyoloji, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tıp ve psikoloji gibi bilim ve bilgi dallarının hangi konuları kapsadığını belirleyerek defterinize yazınız.
Tarih: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır. Tarihin konusu Geçmiş zamanda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.
Sosyoloji: Sosyolojinin ana konusu toplumdur. Sosyolojinin konusu daha dar anlamda toplum yapısı, toplumsal kurumlar toplumsal ilişkiler, sosyal grup, sosyal tabakalaşma, kültür ve tüm bu unsurlarda meydana gelen değişme ve gelişmelerdir.
Matematik: Biçim sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri üst bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzam bilgisi gibi dallara ayrılan bilim dalıdır. İlgi alanları Kişiyi günlük yaşamında etkileyen basit olgulardan başlayıp, evrenin yapısına kadar giden düşüncelerin hepsinde matematik vardır. Ona verilebilecek nitelikler de pek çoktur. İnsanlığın ortak düşünme aracıdır, evrensel dildir, bilimdir, sanattır… O, insan aklının güzelliğini ve yüceliğini gösteren yetkin bir yapıttır.
Fizik: Madde ve madde bileşenlerini inceleyen, aynı zamanda bunların etkileşimlerini açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır Fiziğin amacı evrendeki "gözlenebilir" niceliklerin (enerji, momentum, açısal mom entu m, spin vs.) "nasıl" değiştiğini anlamaktır.
Kimya: atomları, element ya da bileşik haldeki maddelerin yapısını, bileşimini ve özelliklerini (makroskopik ve mikroskobik boyutta), uğradıkları dönüşümleri, bu dönüşümler sırasında açığa çıkardıkları ya da soğurdukları enerji ve entropiyi inceleyen bilim dalıdır.
Biyoloji veya Canlı bilimi: canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Biyologlar, tüm canlıları - tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar - onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte incelerler.
Tıp: İnsan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, hastalıkları sağaltma (tedavi etme), ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücut sistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir.
Psikoloji: İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ve kendi içinde de dengeli bir gelişme sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana bu gelişim ve uyum sürecinde yardımcı olabilir.
Derslerde konuyla ilgili farklı araçların kullanılması dersin hem sıkıcılığını önler hem de dersin daha zevkli ve uygulanabilir hale gelmesine yardımcı olur. Verilmek istemen konu daha iyi kavratılmış olur.
2-Derslerde konuyla ilgili birden fazla aracın kullanılması ve dersin farklı yöntemlere başvurması ele alınan konunun kavranma sürecini nasıl etkiler? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.
İNCELEME
VADİDEKİ ZAMBAK
Dostum, dağınık hayat deneyimlerimi size iletmek için bir araya toplamaya çalışmak, ustaca hareket etmeniz gereken bir çevredeki tehlikeler karşısında sizi silahlandırmak, bilseniz ne büyük bir mutluluk benim için!
Her şeyden önce, bir bütün olarak ele aldığım toplum hakkındaki fikrimin üstünde durun. Ben bu noktaya bir değinip geçtim ama zaten size bir şeyi kısacık anlatmak da yeter. Toplumların kaynağı tanrısal bir nitelik mi göstermiştir, yoksa bunlar insanlar tarafından mı yaratılmıştır, bilmiyorum; hangi yönde gelişme gösterdiler deseniz onu da bilmiyorum; ama bence, bu konuda muhakkak olan bir şey varsa o da toplum denen şeyin var olduğudur. Bir kenarda kalıp yaşamak yerine, toplumların içine girmeyi kabul ettiğiniz andan itibaren, onu yaratan kuralların da iyi olduğunu kabul etmek zorundasınız. İşte, yarın, bu toplumlarla sizin aranızda da bir anlaşma imzalanacak. Bugünün toplumu insana faydalar sağlamaktan çok onu sömüren bir toplum mudur acaba? Öyledir bence, ne var ki insanın arada kazançtan çok birtakım sorumluluklar ve yükümlülüklerle karşılaması ya da kişiye sağladığı faydaları fazlasıyla pahalı satın alınması konusuna gelince, bunlar bireyi değil yasa koyucuyu ilgilendirir daha çok. Böyle olunca ben o kanıdayım ki ister sizin için faydalı ister zararlı olsun, asıl olan toplumda belirmiş genel kurallara uymaktır. İlk bakışta basit gibi görünür bu ilke, oysa uygulanması çok zor bir şeydir. Gerçekten bu ilke bir ağacı canlandırmak, yeşili korumak, çiçekleri açtırmak, meyvelerini herkesin hayranlığını toplayacak şekilde olgunlaştırmak için en ince, kılcal damarlara sızan öz su gibidir. Aziz Felix, yasaların hepsi kitaplarda yazılı değildir, törelerin yarattığı yasalar da vardır, bunların en önemlileri ise en az bilinenleri olmaktadır; hareketlerinizi, konuşmalarınızı, dış hayatınızı, toplum önüne çıkma, servete yaklaşma gibi durumlarınızı yöneten bu yasaların öğretmeni de, kitabı da, okulu da yoktur. Bu toplum yasalarına uymamak demek, toplumsal dünyaya hâkim olacak yerde, o dünyanın köleliğini kabul etmek demektir…
Toplumu, kurnaz davranıp herkesin zararına olarak kendi mutluluğunu yaratma kuramıyla açıklamaya çalışmak yıkıcı bir tavırdır; çünkü bu açıklama tarzının ağır sonuçları, yasaları, toplumu ya da insanları atlatarak, harcayarak elde edilen şeyin haklı ve uygun olduğuna inanmaya zorlar… Toplumu böyle gören kimse için, elde edilmesi istenen bir servetin ortaya çıkardığı tek mesele, sonu bir milyon lira ya da küre; yüksek bir mevki ya da ********lik olan bir kumardan öteye geçmeyecektir, dostum.
Honore de BALZAC
Vadideki Zambak
Çiviren: Cemal SÜREYA
1-“Toplumların kaynağı tanrısal bir nitelik mi göstermiştir, yoksa bunlar insanlar tarafından mı yaratılmıştır, bilmiyorum; hangi yönde gelişme gösterdiler deseniz onu da bilmiyorum; ama bence, bu konuda muhakkak olan bir şey varsa o da toplum denen şeyin var olduğudur.”
“Aziz Felix, yasaların hepsi kitaplarda yazılı değildir, törelerin yarattığı yasalar da vardır, bunların en önemlileri ise en az bilinenleri olmaktadır; hareketlerinizi, konuşmalarınızı, dış hayatınızı, toplum önüne çıkma, servete yaklaşma gibi durumlarınızı yöneten bu yasaların öğretmeni de, kitabı da, okulu da yoktur.”
“Toplumu böyle gören kimse için, elde edilmesi istenen bir servetin ortaya çıkardığı tek mesele, sonu bir milyon lira ya da küre; yüksek bir mevki ya da ********lik olan bir kumardan öteye geçmeyecektir, dostum.”
Yukarıdaki Vadideki Zambak adlı romana ait olan metinden üç parça verilmiştir. Bu parçaların hangi bilim ya da bili dallarıyla ilgili olduğunu belirleyerek sebepleriyle birlikte defterinize yazınız.
Yukarıdaki verilen üç parçada da ele alınan konular sosyolojinin ilgi alanlarıyla ilgilidir. Üç parçada da toplumsal bir durum dile getirilmiştir. Toplumların yapısı ve özellikleriyle sosyoloji bilimi ilgilenir.
2-“ Bir kenarda kalıp yaşamak yerine, toplumların içine girmeyi kabul ettiğiniz andan itibaren, onu yaratan kuralların da iyi olduğunu kabul etmek zorundasınız.”
Yukarıdaki parça bilimsel bir değer taşımaktadır. Çünkü bu ifade sosyoloji biliminin ilgi alanına girmektedir. Edebî eserler bilimlerin verilerinden yararlanır, yararlanırken de bu verileri düzenler, hayal süzgecinden geçirir. Bu nedenle edebî eser bilimsellikten uzaklaşır. Bir edebî eserin bilimlerden yararlanması onun bilimsel olduğunu göstermez. Bu yüzden parçadaki her düşünceye bilimsel diyemeyiz.
Yukarıdaki cümlenin bilimsel bir değeri olup olmadığını belirleyerek Vadideki Zambak metninde ifade edilen düşüncelerin bilimsel açıdan bir değer taşıyıp taşımadığını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sebepleriyle birlikte tahtaya yazınız.
Vadideki Zambak adlı metnin yazılış amacı toplumda yerleşmiş kuralların neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu çerçevede metnin teması toplumdur. Bu tema başka bilim dallarında ele alınıp işlenebilir. Bir tarihi toplum meydana getirdiği için tarih bilimi, toplumu insanlar oluşturduğu için psikoloji bilimi de rahatlıkla bu konuyu işleyebilir. Edebi eserlerin yazılış amacı okuyucuya estetik bir zevk vermektir. Bilimsel metinlerin amacı ise okuyucuya doğrudan genel geçerliği olan kişiden kişiye değişmeyen nesnel bilgiler vermektir.
3-Vadideki Zambak adlı metnin yazılış amacını ve temasını belirleyiniz. Bu temanın başka bilim dallarında da ele alınıp alınamayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonucu, edebî eserler ile bilimsel eserlerin yazılış amaçları çerçevesinde değerlendirerek defterinize yazınız.
ANLAMA YORUMLAMA
Bir edebî eserin değişik bilim dallarının verilerinden faydalanması ona bilimsel bir özellik kazandırmaz. Çünkü edebî eser faydalandığı bilimin verilerini kendi süzgecinden geçirerek tekrar oluşturur. Bu oluşumda hayallere, duygulara da yer verilir. Hayalin, duygunun, öznelliliğin olduğu metinde bilimsel nitelik taşımaz.
1-Bir edebî eserin değişik bilim dallarından faydalanması edebî esere bilimsel bir eser niteliği kazandırır mı? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
MATEMATİK
Bir sınıfta tam kırk çocuk dizili;
Bir kara tahta, üstünde bir üçgen;
Bir koca daire, sağır, çekingen;
Merkezi güm güm eder davul gibi.
Dilsiz, vatansız harfler küme küme,
Bekleşir dururlar, azap içinde.
Bir yağmurun yan kenarı tamtakır,
Bir ses yükselir yükselir, alçalır.
Azgın bir problem tutar yolunu,
Döner döner ısırır kuyruğunu.
Bir açının çeneleri gerilir;
Kurt mudur, köpek mi, neyin nesidir?
Ne kadar rakam varsa yeryüzünde
Üşüşmüş, karınca gibi, tahtaya;
Koşarlar bir yuvadan bir yuvaya;
Fal taşınla dönmüş gözler önünde.
Jules SUPERVIELLE
Çeviren: Sabahattin EYUPOĞLU
Matematik şiirinde matematik biliminin terimleri kullanılmıştır. Bu terimlerin kullanılması şiire bilimsellik kazandırmamıştır. Sadece bu terimler kullanarak şair kendi duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Bu da edebi eserler diğer bilimlerin verilerinden ve terimlerinden yararlanır ama bu aldığı bilgileri kendince dönüştürerek ortaya koyar.
2-Matematik şiirini edebiyat-bilim ilişkisi açısından inceleyiniz. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
Edebî eserlerin temelinde hayal vardır. Hayaller edebî esere yön verir. Bazı edebi eserlerde de bu hayallerin gerçekleştiğini görmemiz mümkündür. Buradan şunu söylemek mümkündür. Edebi eserlerdeki hayaller gerçekleşmeyecek diye bir şey yoktur. Burada olduğu gibi edebî eserlerde anlatılan bazı durumlar bilimlerin gelişmesiyle gerçeğe dönüşebilir. Bu durum edebi eserlerin bilime ilham kaynağı olabileceği sonucuna varabiliriz.
3-Jules Verne’in 19. Yy.da yazdığı bilim-kurgu türündeki romanlarında Ay’a yolculuk gibi bilimsel gelişmeleri ve bazı icatları önceden hayal etmesi, edebiyat-bilim ilişkisi hakkında size neler düşündürür? Değişik bilim dallarını da göz önünde tutarak tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
1. ÜNİTE
Edebiyatın bilimlerle ilişkisi
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1-Aşağıdaki cümlelerin karşılarına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız.
Birinci Dünya Savaşı’nı anlatan bir edebî metin, fizik biliminden yararlanır. (Y)
İnsanın ruhsal durumunu anlatan bir edebî metin, psikoloji biliminden yararlanır. (D)
2-“Hasta çocuklar, yanlarında ailelerinden birer büyük insan-ki hastalardan daha endişeli görünüyorlar- ve bir anne, pelerinini iliklemek bahanesiyle omuzu sarılı çocuğunun sırtını okşuyor; onu biraz sonra çekeceği acıya hazırlamak için. Sıralarda hiç düz oturan yok. Hatalar sarılı bir kol veya bacağın bozduğu muvazene ile hep umutları kırılmış, yamru yumru duyuyorlar ve büyükler küçüklere doğru eğilmişler.”
Yukarıdaki paragraftan hareketle aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere uygun kelimeyi yazınız.
Bu edebî metin incelenirken psikoloji biliminden yararlanılır.
3-Aşağıdakilerden hangisi edebiyat-sosyoloji ilişkisiyle ilgili ulaşılabilecek sonuçlardan biri değildir?
A) Edebî metinlerin sosyal bir çevrede ortaya çıkması
B) Edebiyat ve sosyolojinin birbirini etkilemesi
C) Edebî eserlerin bir dönemin toplumsal hayatına ışık tutması
D) Yazarın toplumsal olayları tarafsız bir şekilde işlemek zorunda olması
E) Edebiyatla sosyolojinin amaçları bakımından birbirinden ayrılması
A,B,C,E seçenekleri edebiyat-sosyoloji ile ilgili ulaşılabilecek sonuçlardır. Ancak D seçeneğinde verilen yargı bilimsel eserler için geçerlidir. Edebiyat ile doğrudan ilgili bir yargı değildir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
4-Bir edebî eser meydana getirilirken neden başka bilimlere ihtiyaç duyulur? Aşağıya yazınız.
Bir edebî eser oluşturulurken bilimlerin verilerinden faydalanmak eserin etkileyiciliğini arttırır. Örneğin tarih romanı yazacak bir yazar, tarih bilimin verilerinden yararlanmadan bu romanı yazması onun etkileyiciliğini azaltır. Ama tarihteki olayları bilip de romanını kurgularsa etkileyiciliği daha fazla olur. Bu yüzden edebî eserler bilimlerin verilerine ihtiyaç duyar
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
Tarih: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır. Tarihin konusu Geçmiş zamanda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.
Sosyoloji: Sosyolojinin ana konusu toplumdur. Sosyolojinin konusu daha dar anlamda toplum yapısı, toplumsal kurumlar toplumsal ilişkiler, sosyal grup, sosyal tabakalaşma, kültür ve tüm bu unsurlarda meydana gelen değişme ve gelişmelerdir.
Matematik: Biçim sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri üst bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzam bilgisi gibi dallara ayrılan bilim dalıdır. İlgi alanları Kişiyi günlük yaşamında etkileyen basit olgulardan başlayıp, evrenin yapısına kadar giden düşüncelerin hepsinde matematik vardır. Ona verilebilecek nitelikler de pek çoktur. İnsanlığın ortak düşünme aracıdır, evrensel dildir, bilimdir, sanattır… O, insan aklının güzelliğini ve yüceliğini gösteren yetkin bir yapıttır.
Fizik: Madde ve madde bileşenlerini inceleyen, aynı zamanda bunların etkileşimlerini açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır Fiziğin amacı evrendeki "gözlenebilir" niceliklerin (enerji, momentum, açısal mom entu m, spin vs.) "nasıl" değiştiğini anlamaktır.
Kimya: atomları, element ya da bileşik haldeki maddelerin yapısını, bileşimini ve özelliklerini (makroskopik ve mikroskobik boyutta), uğradıkları dönüşümleri, bu dönüşümler sırasında açığa çıkardıkları ya da soğurdukları enerji ve entropiyi inceleyen bilim dalıdır.
Biyoloji veya Canlı bilimi: canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Biyologlar, tüm canlıları - tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar - onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte incelerler.
Tıp: İnsan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, hastalıkları sağaltma (tedavi etme), ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücut sistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir.
Psikoloji: İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ve kendi içinde de dengeli bir gelişme sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana bu gelişim ve uyum sürecinde yardımcı olabilir.
1-Tarih, sosyoloji, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tıp ve psikoloji gibi bilim ve bilgi dallarının hangi konuları kapsadığını belirleyerek defterinize yazınız.
Tarih: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetlerini YER VE ZAMAN bildirerek, SEBEP-SONUÇ ilişkisi içinde anlatan bilim dalıdır. Tarihin konusu Geçmiş zamanda yaşayan insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.
Sosyoloji: Sosyolojinin ana konusu toplumdur. Sosyolojinin konusu daha dar anlamda toplum yapısı, toplumsal kurumlar toplumsal ilişkiler, sosyal grup, sosyal tabakalaşma, kültür ve tüm bu unsurlarda meydana gelen değişme ve gelişmelerdir.
Matematik: Biçim sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri üst bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzam bilgisi gibi dallara ayrılan bilim dalıdır. İlgi alanları Kişiyi günlük yaşamında etkileyen basit olgulardan başlayıp, evrenin yapısına kadar giden düşüncelerin hepsinde matematik vardır. Ona verilebilecek nitelikler de pek çoktur. İnsanlığın ortak düşünme aracıdır, evrensel dildir, bilimdir, sanattır… O, insan aklının güzelliğini ve yüceliğini gösteren yetkin bir yapıttır.
Fizik: Madde ve madde bileşenlerini inceleyen, aynı zamanda bunların etkileşimlerini açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır Fiziğin amacı evrendeki "gözlenebilir" niceliklerin (enerji, momentum, açısal mom entu m, spin vs.) "nasıl" değiştiğini anlamaktır.
Kimya: atomları, element ya da bileşik haldeki maddelerin yapısını, bileşimini ve özelliklerini (makroskopik ve mikroskobik boyutta), uğradıkları dönüşümleri, bu dönüşümler sırasında açığa çıkardıkları ya da soğurdukları enerji ve entropiyi inceleyen bilim dalıdır.
Biyoloji veya Canlı bilimi: canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Biyologlar, tüm canlıları - tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar - onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte incelerler.
Tıp: İnsan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, hastalıkları sağaltma (tedavi etme), ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücut sistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir.
Psikoloji: İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ve kendi içinde de dengeli bir gelişme sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana bu gelişim ve uyum sürecinde yardımcı olabilir.
Derslerde konuyla ilgili farklı araçların kullanılması dersin hem sıkıcılığını önler hem de dersin daha zevkli ve uygulanabilir hale gelmesine yardımcı olur. Verilmek istemen konu daha iyi kavratılmış olur.
2-Derslerde konuyla ilgili birden fazla aracın kullanılması ve dersin farklı yöntemlere başvurması ele alınan konunun kavranma sürecini nasıl etkiler? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.
İNCELEME
VADİDEKİ ZAMBAK
Dostum, dağınık hayat deneyimlerimi size iletmek için bir araya toplamaya çalışmak, ustaca hareket etmeniz gereken bir çevredeki tehlikeler karşısında sizi silahlandırmak, bilseniz ne büyük bir mutluluk benim için!
Her şeyden önce, bir bütün olarak ele aldığım toplum hakkındaki fikrimin üstünde durun. Ben bu noktaya bir değinip geçtim ama zaten size bir şeyi kısacık anlatmak da yeter. Toplumların kaynağı tanrısal bir nitelik mi göstermiştir, yoksa bunlar insanlar tarafından mı yaratılmıştır, bilmiyorum; hangi yönde gelişme gösterdiler deseniz onu da bilmiyorum; ama bence, bu konuda muhakkak olan bir şey varsa o da toplum denen şeyin var olduğudur. Bir kenarda kalıp yaşamak yerine, toplumların içine girmeyi kabul ettiğiniz andan itibaren, onu yaratan kuralların da iyi olduğunu kabul etmek zorundasınız. İşte, yarın, bu toplumlarla sizin aranızda da bir anlaşma imzalanacak. Bugünün toplumu insana faydalar sağlamaktan çok onu sömüren bir toplum mudur acaba? Öyledir bence, ne var ki insanın arada kazançtan çok birtakım sorumluluklar ve yükümlülüklerle karşılaması ya da kişiye sağladığı faydaları fazlasıyla pahalı satın alınması konusuna gelince, bunlar bireyi değil yasa koyucuyu ilgilendirir daha çok. Böyle olunca ben o kanıdayım ki ister sizin için faydalı ister zararlı olsun, asıl olan toplumda belirmiş genel kurallara uymaktır. İlk bakışta basit gibi görünür bu ilke, oysa uygulanması çok zor bir şeydir. Gerçekten bu ilke bir ağacı canlandırmak, yeşili korumak, çiçekleri açtırmak, meyvelerini herkesin hayranlığını toplayacak şekilde olgunlaştırmak için en ince, kılcal damarlara sızan öz su gibidir. Aziz Felix, yasaların hepsi kitaplarda yazılı değildir, törelerin yarattığı yasalar da vardır, bunların en önemlileri ise en az bilinenleri olmaktadır; hareketlerinizi, konuşmalarınızı, dış hayatınızı, toplum önüne çıkma, servete yaklaşma gibi durumlarınızı yöneten bu yasaların öğretmeni de, kitabı da, okulu da yoktur. Bu toplum yasalarına uymamak demek, toplumsal dünyaya hâkim olacak yerde, o dünyanın köleliğini kabul etmek demektir…
Toplumu, kurnaz davranıp herkesin zararına olarak kendi mutluluğunu yaratma kuramıyla açıklamaya çalışmak yıkıcı bir tavırdır; çünkü bu açıklama tarzının ağır sonuçları, yasaları, toplumu ya da insanları atlatarak, harcayarak elde edilen şeyin haklı ve uygun olduğuna inanmaya zorlar… Toplumu böyle gören kimse için, elde edilmesi istenen bir servetin ortaya çıkardığı tek mesele, sonu bir milyon lira ya da küre; yüksek bir mevki ya da ********lik olan bir kumardan öteye geçmeyecektir, dostum.
Honore de BALZAC
Vadideki Zambak
Çiviren: Cemal SÜREYA
1-“Toplumların kaynağı tanrısal bir nitelik mi göstermiştir, yoksa bunlar insanlar tarafından mı yaratılmıştır, bilmiyorum; hangi yönde gelişme gösterdiler deseniz onu da bilmiyorum; ama bence, bu konuda muhakkak olan bir şey varsa o da toplum denen şeyin var olduğudur.”
“Aziz Felix, yasaların hepsi kitaplarda yazılı değildir, törelerin yarattığı yasalar da vardır, bunların en önemlileri ise en az bilinenleri olmaktadır; hareketlerinizi, konuşmalarınızı, dış hayatınızı, toplum önüne çıkma, servete yaklaşma gibi durumlarınızı yöneten bu yasaların öğretmeni de, kitabı da, okulu da yoktur.”
“Toplumu böyle gören kimse için, elde edilmesi istenen bir servetin ortaya çıkardığı tek mesele, sonu bir milyon lira ya da küre; yüksek bir mevki ya da ********lik olan bir kumardan öteye geçmeyecektir, dostum.”
Yukarıdaki Vadideki Zambak adlı romana ait olan metinden üç parça verilmiştir. Bu parçaların hangi bilim ya da bili dallarıyla ilgili olduğunu belirleyerek sebepleriyle birlikte defterinize yazınız.
Yukarıdaki verilen üç parçada da ele alınan konular sosyolojinin ilgi alanlarıyla ilgilidir. Üç parçada da toplumsal bir durum dile getirilmiştir. Toplumların yapısı ve özellikleriyle sosyoloji bilimi ilgilenir.
2-“ Bir kenarda kalıp yaşamak yerine, toplumların içine girmeyi kabul ettiğiniz andan itibaren, onu yaratan kuralların da iyi olduğunu kabul etmek zorundasınız.”
Yukarıdaki parça bilimsel bir değer taşımaktadır. Çünkü bu ifade sosyoloji biliminin ilgi alanına girmektedir. Edebî eserler bilimlerin verilerinden yararlanır, yararlanırken de bu verileri düzenler, hayal süzgecinden geçirir. Bu nedenle edebî eser bilimsellikten uzaklaşır. Bir edebî eserin bilimlerden yararlanması onun bilimsel olduğunu göstermez. Bu yüzden parçadaki her düşünceye bilimsel diyemeyiz.
Yukarıdaki cümlenin bilimsel bir değeri olup olmadığını belirleyerek Vadideki Zambak metninde ifade edilen düşüncelerin bilimsel açıdan bir değer taşıyıp taşımadığını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sebepleriyle birlikte tahtaya yazınız.
Vadideki Zambak adlı metnin yazılış amacı toplumda yerleşmiş kuralların neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu çerçevede metnin teması toplumdur. Bu tema başka bilim dallarında ele alınıp işlenebilir. Bir tarihi toplum meydana getirdiği için tarih bilimi, toplumu insanlar oluşturduğu için psikoloji bilimi de rahatlıkla bu konuyu işleyebilir. Edebi eserlerin yazılış amacı okuyucuya estetik bir zevk vermektir. Bilimsel metinlerin amacı ise okuyucuya doğrudan genel geçerliği olan kişiden kişiye değişmeyen nesnel bilgiler vermektir.
3-Vadideki Zambak adlı metnin yazılış amacını ve temasını belirleyiniz. Bu temanın başka bilim dallarında da ele alınıp alınamayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonucu, edebî eserler ile bilimsel eserlerin yazılış amaçları çerçevesinde değerlendirerek defterinize yazınız.
ANLAMA YORUMLAMA
Bir edebî eserin değişik bilim dallarının verilerinden faydalanması ona bilimsel bir özellik kazandırmaz. Çünkü edebî eser faydalandığı bilimin verilerini kendi süzgecinden geçirerek tekrar oluşturur. Bu oluşumda hayallere, duygulara da yer verilir. Hayalin, duygunun, öznelliliğin olduğu metinde bilimsel nitelik taşımaz.
1-Bir edebî eserin değişik bilim dallarından faydalanması edebî esere bilimsel bir eser niteliği kazandırır mı? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
MATEMATİK
Bir sınıfta tam kırk çocuk dizili;
Bir kara tahta, üstünde bir üçgen;
Bir koca daire, sağır, çekingen;
Merkezi güm güm eder davul gibi.
Dilsiz, vatansız harfler küme küme,
Bekleşir dururlar, azap içinde.
Bir yağmurun yan kenarı tamtakır,
Bir ses yükselir yükselir, alçalır.
Azgın bir problem tutar yolunu,
Döner döner ısırır kuyruğunu.
Bir açının çeneleri gerilir;
Kurt mudur, köpek mi, neyin nesidir?
Ne kadar rakam varsa yeryüzünde
Üşüşmüş, karınca gibi, tahtaya;
Koşarlar bir yuvadan bir yuvaya;
Fal taşınla dönmüş gözler önünde.
Jules SUPERVIELLE
Çeviren: Sabahattin EYUPOĞLU
Matematik şiirinde matematik biliminin terimleri kullanılmıştır. Bu terimlerin kullanılması şiire bilimsellik kazandırmamıştır. Sadece bu terimler kullanarak şair kendi duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Bu da edebi eserler diğer bilimlerin verilerinden ve terimlerinden yararlanır ama bu aldığı bilgileri kendince dönüştürerek ortaya koyar.
2-Matematik şiirini edebiyat-bilim ilişkisi açısından inceleyiniz. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
Edebî eserlerin temelinde hayal vardır. Hayaller edebî esere yön verir. Bazı edebi eserlerde de bu hayallerin gerçekleştiğini görmemiz mümkündür. Buradan şunu söylemek mümkündür. Edebi eserlerdeki hayaller gerçekleşmeyecek diye bir şey yoktur. Burada olduğu gibi edebî eserlerde anlatılan bazı durumlar bilimlerin gelişmesiyle gerçeğe dönüşebilir. Bu durum edebi eserlerin bilime ilham kaynağı olabileceği sonucuna varabiliriz.
3-Jules Verne’in 19. Yy.da yazdığı bilim-kurgu türündeki romanlarında Ay’a yolculuk gibi bilimsel gelişmeleri ve bazı icatları önceden hayal etmesi, edebiyat-bilim ilişkisi hakkında size neler düşündürür? Değişik bilim dallarını da göz önünde tutarak tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
1. ÜNİTE
Edebiyatın bilimlerle ilişkisi
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1-Aşağıdaki cümlelerin karşılarına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız.
Birinci Dünya Savaşı’nı anlatan bir edebî metin, fizik biliminden yararlanır. (Y)
İnsanın ruhsal durumunu anlatan bir edebî metin, psikoloji biliminden yararlanır. (D)
2-“Hasta çocuklar, yanlarında ailelerinden birer büyük insan-ki hastalardan daha endişeli görünüyorlar- ve bir anne, pelerinini iliklemek bahanesiyle omuzu sarılı çocuğunun sırtını okşuyor; onu biraz sonra çekeceği acıya hazırlamak için. Sıralarda hiç düz oturan yok. Hatalar sarılı bir kol veya bacağın bozduğu muvazene ile hep umutları kırılmış, yamru yumru duyuyorlar ve büyükler küçüklere doğru eğilmişler.”
Yukarıdaki paragraftan hareketle aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere uygun kelimeyi yazınız.
Bu edebî metin incelenirken psikoloji biliminden yararlanılır.
3-Aşağıdakilerden hangisi edebiyat-sosyoloji ilişkisiyle ilgili ulaşılabilecek sonuçlardan biri değildir?
A) Edebî metinlerin sosyal bir çevrede ortaya çıkması
B) Edebiyat ve sosyolojinin birbirini etkilemesi
C) Edebî eserlerin bir dönemin toplumsal hayatına ışık tutması
D) Yazarın toplumsal olayları tarafsız bir şekilde işlemek zorunda olması
E) Edebiyatla sosyolojinin amaçları bakımından birbirinden ayrılması
A,B,C,E seçenekleri edebiyat-sosyoloji ile ilgili ulaşılabilecek sonuçlardır. Ancak D seçeneğinde verilen yargı bilimsel eserler için geçerlidir. Edebiyat ile doğrudan ilgili bir yargı değildir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
4-Bir edebî eser meydana getirilirken neden başka bilimlere ihtiyaç duyulur? Aşağıya yazınız.
Bir edebî eser oluşturulurken bilimlerin verilerinden faydalanmak eserin etkileyiciliğini arttırır. Örneğin tarih romanı yazacak bir yazar, tarih bilimin verilerinden yararlanmadan bu romanı yazması onun etkileyiciliğini azaltır. Ama tarihteki olayları bilip de romanını kurgularsa etkileyiciliği daha fazla olur. Bu yüzden edebî eserler bilimlerin verilerine ihtiyaç duyar
Canlıların Sınıflandırılması
CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI
CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI
Canlıları benzer özelliklerine göre gruplara ayırmaya sınıflandırma denir. Sınıflandırmayı inceleyen bilim dalına ise Biyosistematik denir.
1. Ampirik (Yapay) Sınıflandırma
Canlıları dış görünüşleri ve yaşadıkları ortama bakarak sınıflandırmaktır. Bu tür sınıflandırma günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. Dayandığı temel analog (görevdeş) organlar ve şekil benzerliğidir.
Analog Organ : Kökenleri farklı, görevleri aynı olan organlardır. Örneğin; yarasanın kanadı ile böceğin kanadı analog organlardır. Böyle organlara görevdeş organlar da denir.
2. Doğal (Filogenetik) Sınıflandırma
Canlılarda, doku ve organların köken bağıntılarına bakılarak yapılan sınıflandırmadır. Anatomik benzerlik, akrabalık dereceleri, protein yapıları gibi birçok özellik dikkate alınarak sınıflandırma yapılır. Dayandığı temel homolog (kökendeş) organlar ve kalıtsal benzerliktir.
Homolog Organ : Kökenleri (orjin) aynı, görevleri farklı olan organlardır. Böyle organlara yapıdaş organlar da denir.
A. CANLILARIN İSİMLENDİRİLMESİ
İlk kez Linne tarafından yapılmıştır. Sistematikte temel birim olarak tür kabul edilmiş ve her türe iki kelimeden oluşan (binominal) bir isim verilmiştir.
Türlerin akraba veya benzer olduğunu birinci kelimelerin aynı olması ifade eder.
B. SİSTEMATİK BİRİMLER
Filogenetik sınıflandırmada canlılar yedi (7) ana kategoriye ayrılır; Bu kategoriler ve aralarındaki değişmeler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Şekil : Sınıflandırma Birimleri ve Aralarındaki İlişkiler
Tür : Sistematiğin temel birimi olarak kabul edilir. Yapı ve görev bakımından birbirine benzer organ sistemlerine sahip, çiftleştiklerinde kısır olmayan döller meydana getirebilen, ortak bir kökene sahip canlılar topluluğudur.
Birbirine çok yakın Tür’lerin oluşturduğu daha büyük gruba ise cins denir. Benzer Cins’ler Aile’yi, benzer Aile’ler Takım’ı, benzer Takım’lar Sınıf’ı benzer Sınıf’lar Şubeyi ve Şube’ler Alem’i oluştururlar.
C. MONERA ALEMİ
Canlı organizmaların en küçükleri ve yapısal organizasyon bakımından en basit olanları bu alemde yer alır. Virüsler, bu alemde incelenen ve hücresel yapıda olmayan organizmalardır. Bakteriler ve mavi-yeşil algler ise en küçük hücreler olup, prokaryot (basit çekirdekli) özellikte olmalarından dolayı bu aleme konulmuştur.
1. Bakteriler
Çekirdekleri ve zarla çevrili organelleri bulunmadığı için “prokaryot” hücre yapısındadırlar. Klorofil ve oksijenli solunum enzimleri gibi moleküller hücre zarından sitoplazmaya uzanan kıvrımlar üzerinde veya sitoplazmada serbest olarak bulunur.
Şekil : Bakterilerin Genel Hücre Yapısı
DNA molekülü bir tane olup, etrafında zar yoktur. Bazı bakterilerde normal DNA dan çok daha küçük yapılarda vardır.
Üremeyle ilgisi olmayan bu yapılara plazmitler denir. Plazmitler antibiyotik ve diğer bazı kimyasal maddelere karşı kazanılan direncin diğer hücrelere taşınmasını sağlar.
Bütün bakteri hücrelerinde, zar, çeper, ribozom, DNA, RNA ve çeşitli enzim sistemleri bulunur. Bazı türlerde bu yapılara ek olarak bazı özel görevli oluşumlar bulunabilir.
Hücre zarının sitoplazmaya doğru kıvrımlaşmasıyla oluşan mezozomlar, oksijenli solunum enzimlerini bulundurur. Mitokondrinin işlevini gerçekleştirir. Aynı şekilde oluşmuş tilakoit zarı üzerinde ise klorofil molekülleri bulunur ve kloroplastın işlevini üstlenir.
Hücre zarından dışarıya doğru uzanan sil ve kamçı şeklindeki tüpçükler ise, hareketi ve korunmayı sağlar. Çok az türde, üçüncü bir hücre örtüsü vardır. Kapsül denilen bu yapı olumsuz şartlara dayanma gücünü artırır. Bunun için, kapsüllü bakteriler genellikle patojen (hastalık yapıcı) özelliktedir.
Bakterilerdeki hücre çeperi, protein, yağ ve karbonhidrattan yapılmış olup, selüloz içermez. Bakteriye şekil verir ve onu korur.
Ribozomları çok sayıda olup, ökaryot hücrelerdekinden daha küçüktür.
a. Bakterilerin Gruplandırılması
Mikroskoplarla incelenen bakteriler, değişik özellikleri bakımından araştırılmış ve dört özelliğe göre gruplandırılmıştır.
Gram boyasıyla boyanarak, mikroskopta mavi-mor renkli görünenlere gram pozitif bakteriler denir. Gram negatifler ise, bu boyayla boyanmazlar. Bu farklılık çeper yapılarının özelliğinden kaynaklanır.
b. Bakterilerin Solunumları
Bazı bakteriler sadece fermantasyon (anaerobik solunum) yapabilirler, ancak oksijenli ortamlarda gelişemezler. Bunlara zorunlu anaerob denir.
Bazı bakteriler ise sadece oksijenli ortamlarda gelişebilirler. Bunlara zorunlu aerob denir. Bakterilerin bir kısmı ise geçici aerob veya geçici anaerob olup, gerektiğinde her iki solunumu da yapabilirler. Böyle bakterilere “fakültatif” bakteriler denir.
c. Bakterilerin Beslenmesi
Bakterilerin az sayıda türü ototrof olarak beslenir. Kendileri için gerekli organik besinleri inorganik bileşiklerden senaaalerler. Bunların bir kısmı klorofilli olup ışık enerjisini kullanırlar. (Fotosentetik bakteriler). Bir kısmı ise klorofilsiz olup, inorganik bileşikleri oksitlemekle kazandıkları kimyasal enerjiyi kullanır (kemosentetik bakteriler).
Bakterilerin çoğunluğu heterotrof olarak beslenir. Gerekli olan glikoz, amino asit, vitamin gibi organik maddeleri dışarıdan hazır almak zorundadırlar.
Bunların çoğu çürükçül(saprofit) olup, organik artıkları ayrıştırarak beslenir. Bu olay sayesinde doğadaki madde döngüsüne katkı yaparlar.
Bir kısım bakteri ise, diğer canlılar üzerinde parazit yaşayarak beslenir.
d. Bakterilerde Üreme
Bütün bakteriler bölünerek çok hızlı çoğalabilirler.
Şekil : Bir Bakterinin Bölünerek Çoğalması
Bakterilerde, zarlı bir çekirdek olmadığından ve kromozom sadece bir tane olduğundan bölünme tam bir mitoz değildir. Bu tür hücre bölünmesine gizli mitoz denir.
Bazı bakteri türleri, bölünerek (eşeysiz) üremenin yanında eşeyli üremeyi de gerçekleştirebilirler. Bu üremede gamet oluşumu ve döllenme görülmez.
Kalıtsal yapısı farklı iki hücre aralarında bir köprü oluşturarak gen aktarımı yaparlar. Sonuçta her iki atadan da farklı bir hücre (rekombinant bakteri) oluşur. Bu çeşit üremeye konjugasyon (kavuşma) denir. Konjugasyon sonucunda kalıtsal çeşitlilik sağlanır.
Şekil : Bakterilerde Konjugasyonla Eşeyli Üreme
Bazı bakteriler olumsuz ortam şartlarını endospor oluşturarak atlatırlar. Bakteri parçalansa ve ölse bile, endospor ortam şartlarına dayanır. Şartlar normalleştiğinde gelişen endospor normal bakteriyi oluşturur.
Şekil : Bakterilerde Endospor Oluşumu
Endosporlar bakteriye göre, daha küçük, az sitoplazmalı, kalın çeperli ve aaaabolizması çok yavaştır. Bazı sporlar 120 °C de 15 dakika kalırsa ancak ölebilmektedir.
2. Mavi – Yeşil Algler
Hücre yapısı bakımından bakterilere çok benzerler. Zarlı çekirdekleri ve zarlı organelleri yoktur. Hepsinde sitoplazmaya dağılmış klorofil pigmentleri vardır. Fotosentetik bakterilerden farkları, sitoplazmalarında fikosiyanin denilen mavi renk maddesi içermeleridir. Genellikle denizlerde, tatlı sularda verimli topraklarda yaşarlar. Hepsi fotosentetik olup, suyu ayrıştırdıkları için ortama oksijen verirler.
Şekil : Prokaryot Hücreli Canlılara Örnekler
Çoğu, havanın serbest azotunu bağlayarak toprakta azotlu bileşiklerin artmasını sağlarlar. Bunun için bitki gelişmesine yardımcı olurlar. Bölünerek ve sporlarla çoğalırlar. Tek tek veya koloni halinde yaşarlar.
3. Hücresel Olmayan Canlılar Virüsler
Canlı olarak kabul edildiklerinden, “en küçük oranizmalar” olarak adlandırılabilirler. Ancak elektron mikroskobuyla görülebilirler.
Virüsler; çoğalabilirler, kendilerine özgü nükleik asit içerirler, özel bir protein kılıfa sahiptirler ve içine girecekleri hücrenin zarını eritecek enzimlere sahiptirler. Bu özellikleri onları cansızlardan ayırır. Hücresel yapıda olmamaları, enzim sistemlerinin bulunmaması, sitoplazmalarının olmaması, organellerinin yokluğu ve dış ortamda kristal halde bulunmaları ise virüsleri diğer canlılardan ayıran özelliklerdendir. Özellikle kristal halde bulunmak cansızların özelliğidir.
Virüsler ancak konak hücre içinde aktivite gösterebilirler. Bunun için “zorunlu hücre içi parazitleri” denir. Kendilerini çoğaltmak için konak hücrenin maddelerini harcarlar ve onun enzimlerini kullanırlar.
Virüsler DNA veya RNA dan yalnız birisine sahiptirler. Bu kalıtsal yapıya genom denir.
Bazıları bitki hücrelerinde, bazıları hayvansal hücrelerde, bazıları ise bakterilerde çoğalabilirler.
Bakteriyofajlar ve hayvansal virüslerin çoğu “DNA virüsleri” adını alır. Bitkisel virüsler ve bazı hayvansal virüslere ise, “RNA virüsleri” denir.
Şekil: Bakteriyofajın Yapısı
Virüsler, hacim olarak büyümezler ve bölünerek çoğalmazlar. Enzim sistemleri olmadığı için solunum, protein senaaai, beslenme, boşaltım gibi hayatsal olayların hiçbirini gerçekleştiremezler.
Virüsler girdikleri hücrede yönetimi ele geçirirler ve hücrenin materyallerini kullanarak kendilerini çoğaltırlar. Sonuçta hücrenin parçalanmasına (lizis) neden olurlar.
Şekil : Virüslerin Girdiği Hücreyi Parçalaması
Bazı virüsler girdiği hücreyi öldürmez, ancak onun hızlı ve düzensiz olarak bölünmesine neden olur. Böylece kanserleşme ortaya çıkar.
Bir virüs tarafından enfekte olmuş hücre ve doku bazı savunma meddeleri üretir. İnterferon denilen bu maddeler yeni bir virüs enfeksiyonunu engeller.
D. PROSTİSTA ALEMİ
Bu alemin üyeleri, ökaryot yapılı bir hücrelilerdir. Nemli topraklardan, diğer canlıların vücutlarına, küçük su birikintilerinden okyanuslara kadar çok geniş ortamlara yayılmıştır. Tatlı sularda yaşayanlarında kontraktil koaaaaar bulunur.
1. Protozoa (Hayvansal Protistler)
Protista aleminin, daha çok hayvansal özellikteki türleri kapsar. Hepsi bir hücrelidir.
a. Silliler (Kirpikliler)
Hareketi sağlayan yapı, hücre yüzeyini kaplamış olan sillerdir. Hücre zarı kalınlaşıp sertleşerek pelikula adını alır. Hepsi heterotroftur. Besinlerini pinositoz ve difüzyonla alırlar. Bölünerek eşeysiz üreyebildikleri gibi, birçok türü konjugasyonla eşeyli üremeyi de gerçekleştirir. En gelişmiş ve tanınmış örneği Paramesyum (terliksi hayvan) dur.
Paramesyum da iki çekirdek bulunmakta olup, küçüğü üremeyi, büyüğü beslenme ve aaaabolizmayı düzenler.
Şekil : Protozoa Grubuna Örnek Canlılar
b. Kamçılılar
Hareketi sağlayan yapıları kamçılarıdır. Hücreleri çepersizdir. Bazıları kloroplastlı olup fotosenaaa yaparlar. Örnek; Öglena. Ancak, bunlar karanlıkta kaldıklarında heterotrof olarak beslenirler.
Öglenada ışığı karşı duyarlı göz noktası bulunur. Depo maddesi nişastaya çok benzer. Bazı kamçılılar insanda ve hayvanlarda parazit olup, bazı hastalıklara neden olur. Örnek : Tripanosoma adlı çeşidi, kan emici bir sinekle insana taşınır ve uyku hastalığına neden olur.
c. Kök Ayaklılar
Belirgin bir hücre şekilleri yoktur. Hücre zarının uzantılarıyla geçici (yalancı) ayaklar oluştururlar. Bunlar, hem hareketi hem de besin almayı (fagositozu) sağlar. En tanınmış örnek amiptir. Amip’lerin bazıları insanda parazit yaşayarak amipli dizanteriye neden olur. Bazıları ise ağız boşluğunda ve kalın bağırsakta zararsız (kommensal) olarak yaşar. Sularda yaşayan bazıları ise kabuk oluşturur.
d. Sporlular
Hepsi insanda, omurgalı ve omurgasız hayvanlarda parazit olarak yaşar. Hücre yapıları diğer protistlerden daha küçük ve daha basittir. Besinlerini sindirilmiş olarak alırlar. Spor oluşturarak çok hızlı üremeyi sağladıkları gibi; zaman zaman gamet oluşturarak eşeyli üremeyi de sağlarlar. Hareket organelleri ve kontraktil koaaaaarı yoktur. Örnek: Plazmodyum malaria türü insanda sıtmaya neden olur. Anofel türü sivrisineklerle taşınır.
2. Cıvık Mantarlar
Hücre çeperlerinin olmaması yönüyle gerçek mantarlardan (Fungi aleminden) ayrılırlar. Belirgin bir hücre şekilleri olmayıp, amipler gibi hareket ederler.
Hepsi çok çekirdeklidirler. Çoğu zaman koloniler oluştururlar.
Şekil : Cıvık Mantarın Üremesi ve Hayat Devri
Nemli ortamlarda yaşar ve saprofit olarak beslenirler. Sporla ürerler. Sporları sert bir çeperle örtülüdür. Bazı türleri diğer canlılarda parazittir. Depo karbonhidratları glikojendir.
3. Bir Hücreli Algler
Hepsi çeperli, kloroplastlı ve fotosentetiktir. Depo karbonhidratları nişastadır.
Şekil : Bir Hücreli Alg Örnekleri
Sularda, ıslak ve nemli yerlerde yaşarlar. Çoğu kamçılı olup, yer değiştirebilir. Bazıları kolonileri meydana getirirler. Örnek: volvox, pandorina, vs.
E. MANTARLAR (FUNGİ) ALEMİ
Hücreleri çeperli olduğu için, gerçek mantarlar diye de adlandırılır. Hepsi ökaryot hücrelidirler. Genellikle çok hücreli olarak yaşayan, klorofil içermedikleri için hazır besin tüketen canlılardır. Depo karbonhidratları glikojendir. Bazıları çok çekirdeklidir.
Şekil : Mantarlar Aleminin Çeşitli Örnekleri
Spor oluşturarak eşeysiz üremeyi sağladıkları gibi, çoğu eşeyli üremeyi de gerçekleştirir. Bazıları ise tomurcuklanır (mayalar). Köksüleriyle (rizoit) kendilerini bir yere bağladıklarından yer değiştiremezler. Bir çoğu bitkilerde ve hayvanlarda parazit yaşayarak hastalıklara neden olur. Genel beslenme biçimleri saprofitliktir. Bu sayede organik artıkların parçalanmasına ve madde döngüsüne katkı yaparlar.
Mantarlar; küfler, mayalar, paslar ve şapkalı mantarlar olarak gruplandırılabilir.
F. HAYVANLAR ALEMİ
Hepsi çok hücrelidir. Çok azı mikroskobik (tenyalar, su pireleri), çoğu ise makroskobiktir. Hepsi heterotrof olarak beslenir. Hücrelerinde çeper ve plastitler yoktur. Sentrozomları bulunmakta olup, depo karbonhidratları glikojendir.
Şekil : Hayvanlar Alemindeki Alt Gruplar
Çoğunlukla, bir yere bağlı olmadıklarından ve kasları bulunduğundan yer değiştirebilirler. Süngerler hariç tutulursa, hepsinin sinir sistemi vardır. Çoğu ayrı eşeyli olarak ürer. Eşeysiz üreme yapabilen türleri azınlıktadır.
Omurgalı Hayvanlar
Baştan (merkezi sinir sisteminden) çıkan sinirler vücuda sırt tarafından ve omurga iskeleti içinden dağılır. Dolaşımları kapalıdır. Kandaki oksijen bağlayıcı pigmentler alyuvarlarda bulunur. Duyu organları gelişmiş yapıdadır. Amfiyoksüs gibi ilkel kordalılarda kıkırdak veya kemik bulunmaz. Hepsi ayrı eşeylidir.
a. Balıklar
Solungaç solunumu yaparlar. Üyeleri yüzgeç şeklindedir. Denizlerde ve tatlı sularda yaşar, dış döllenme ve gelişme yaparlar. Vücutları zaman zaman dökülebilen pullarla örtülüdür. Değişken ısılı (soğuk kanlı) hayvanlardır.
Bazılarının iskeleti sadece kıkırdaktan oluşur (köpek balıkları gibi). Çoğunluğu kemikli balıklara ait türler oluşturur.
Şekil : Kıkırdaklı ve Kemikli Balık Örnekleri
b. Amfibiler (Kurbağalar)
Dış döllenme ve gelişme yaptıklarından suya bağımlıdırlar. Bazılarının erginleri karalarda da yaşayabilirler. Bunun için bu gruba amfibi (iki yaşayışlılar) denir.
Şekil : Kuyruklu (A) ve Kuyruksuz (B) Kurbağalar
Değişken ısılıdırlar. Başkalaşım (aaaamorfoz) geçirirler. Larva evresinde balıklar gibi yaşarlar. Ergin evrede kuyruklu olanlarına semender denir.
c. Sürüngenler
Solunum organları akciğerlerdir. İç döllenme ve dış gelişme yaparlar. Derileri kuru ve pulludur. Pullar kaynaşmış olup, dökülmezler.
Şekil : Sürüngenler Sınıfının Yaşayan Takımları
Vücut ısıları değişkendir. Sıcak ve kurak ortamları severler. Yılanlar, kertenkeleler, timsahlar ve kaplumbağalar olmak üzere dört takıma ayrılırlar.
d. Kuşlar
Sıcak kanlı (sabit ısılı) hayvanlardır. Üremeleri ve gelişmeleri sürüngenler gibidir. Vücutları tüylerle örtülüdür ve deride yağ bezleri vardır. Dişleri yoktur.
Şekil : Kuşlar Sınıfının Örnekleri
Akciğerlerinde büyük hava keseleri bulunur. Gaga ve pençe gibi yapıları yaşadıkları ortama ve beslenme biçimine uyumludur. Kivi, ördek, tavuk, pelikan ve şekilde gösterilenler değişik örneklerdendir.
e. Memeliler
Kuşlar gibi sabit ısılıdırlar. Vücut kıllarla örtülüdür. Deride yağ ve ter bezleri vardır. Dişleri gelişmiştir. Yavrularını sütle beslerler. İç döllenme ve iç gelişme yaparlar. Çoğu doğurur. Soluk alıp vermede etkili, kaslı bir diyaframları ve kulak kepçeleri vardır.
Şekil : Memeliler Sınıfının Örnekleri
Çoğunda olgunlaşmış alyuvarlar çekirdeksizdir. Balina, yunus, fok, deve, zürafa, koyun, tavşan, fare, sığır ve daha bir çok cins plasentalı memeliler grubundandır. Kanguru ve koala gibi cinsler keseli memeliler grubuna girer. En az türü bulunan memeli grubu ise, gagalı memelilerdir. Örnek; Ornitorenk (Platipus).
G. BİTKİLER ALEMİ
Hepsi çok hücreli, hücre yapıları ise ökaryottur. Hücreleri çeperli, çeperin esas maddesi ise selülozdur. Klorofil molekülleri kloroplastlar içinde kümelenmiştir. Kloroplasttan başka, kromoplast ve lökoplast gibi renk pigmentleri de vardır. Depo karbonhidratları nişastadır.
Şekil : Bitkiler Alemindeki Alt Gruplar
Yeşil bitkilerin hepsi ototrof olup, ışık enerjisini kimyasal enerjiye çevirirler. Çoğunluğu toprağa bağlı olduğundan yer değiştiremezler.
1. Sporlu (Çiçeksiz) Bitkiler
Üreme ve gelişmelerinde çiçek ve tohum oluşturamazlar. Spor oluşturarak eşeysiz üremeyi, gamet oluşturarak eşeyli üremeyi gerçekleştirirler. Bu iki üreme çeşidi birbirinin devamı şeklindedir ve olaya döl almaşı denir. Üreme bakımından suya bağımlıdırlar. İletim demetlerinin (damarların) bulunup, bulunmamasına göre iki gruba ayrılırlar.
a. Damarsız Sporlu Bitkiler
Yaprak, kök ve gövdeleri yoktur veya çok basittir. Çok hücreli “algler (yeşil su yosunları)” bu grubun en basit yapılı üyeleridir. Bunlar denizlerde, tatlı sularda ve nemli yerlerde yaşayabilirler.
Şekil : Damarsız Sporlu Bitkiler
b. Damarlı Sporlu Bitkiler
Vücut yapısı bakımından daha gelişmiş olduklarından ve karalarda yaşamaya uyum sağladıklarından, madde taşınmasına ihtiyaçları vardır. Bunu damarlarla gerçekleştirirler.
Kök, gövde ve yaprakları bulunmakta, ancak tohumlu bitkilerden biraz daha basittir. En önemli grupları, eğreltiler, at kuyrukları ve kibrit otlarıdır.
Şekil: Damarlı Sporlu Bitkilere Örnekler
2. Tohumlu (Çiçekli) Bitkiler
Hepsi damarlı olup, kök, gövde ve yaprakları gelişmiştir. Üreme hücreleri (polen, yumurta) çiçeklerde oluşur. Eşeyli üremelerini tohum oluşturarak gerçekleştirirler. Doku ve organları iyi gelişmiş olup, kök, gövde ve yaprakları belirgindir. Tohumun meyve tarafından örtülüp, örtülmemesine göre iki alt bölüme ayrılır.
a. Açık Tohumlu (Kozalaklı) Bitkiler
Tohumlarındaki çenek sayısı çok değişken olup, tohumları örten bir meyve veya örtü yoktur. Bu grubun bitkileri, genellikle iğne yapraklı veya pul yapraklı olup, hepsi çok yıllık çalı ve ağaçlardır.
Şekil : Açık Tohumlu (Kozalaklı) Bitki Örnekleri
Hemen hepsi kışın yaprığını dökmez ve düzenli kambiyum halkaları sayesinde enine kalınlaşma gösterirler. En önemli cinsleri; çam, sedir, köknar, mazı, ardıç, servi, ladin, porsuk, sikas ve ginkgo olarak sıralanabilir.
b. Kapalı Tohumlu Bitkiler
Tohumlar meyve tarafından örtülmüştür. Çiçeklerinde çanak ve taç yapraklar da vardır. Meyve tohumun yayılmasına yardımcı olur. Tohumlardaki çenek sayısına göre iki alt gruba ayrılır.
Tek Çenekliler : Tohumda bir tane çenek vardır. Damarlanma genellikle paralel tiptedir. Çoğu tek yıllık otsu bitki, çok azı (palmiye ve muz gibi) ise çok yıllık bitkilerdir. En önemli örnekler; zambak, soğan, lale, tahılgiller, muz, palmiye, kuşkonmaz ve orkide olarak sıralanabilir.
Şekil: Tek Çenekli (Monokotil)
Bitki Örnekleri
Çift Çenekliler : Tohumlarında iki tane çenek bulunur. Yapraklar çok değişken şekilli ve ağsı damarlıdır. Kökler çoğunda kazık tiptedir. Otsu türlerde basit kambiyum, odunsu ve çok yıllık olanlarında ise gelişmiş kambiyum halkaları vardır. Enine kalınlaşma görülür ve iletim demetleri düzenli dizilmiştir.
Şekil : Çift Çenekli (Dikotil) Bitki Örnekleri
Erkek ve dişi organlar, genellikle aynı çiçekte bulunmakta olup, bazı gruplarda farklı çiçeklerde bulunabilir. Etrafımızda gördüğümüz otsu ve odunsu bitkilerin çoğu bu gruptandır. Kabakgiller, baklagiller, toplu çiçekliler, turpgiller, gülgiller en önemli familyalardır.
Örnek Soru :
Canlıların bilimsel olarak adlandırılmasında kullanılan yönteme göre;
I. Capra domesticus
II. Felis domesticus
III. Canis lupus
IV. Felis leo
olarak adlandırılan canlıların cins ve tür adlarına bakarak, hangilerinin birbirleriyle diğerlerinden daha yakın akraba olduğu düşünülebilir?
A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) II ve IV E) III ve IV
CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI
Canlıları benzer özelliklerine göre gruplara ayırmaya sınıflandırma denir. Sınıflandırmayı inceleyen bilim dalına ise Biyosistematik denir.
1. Ampirik (Yapay) Sınıflandırma
Canlıları dış görünüşleri ve yaşadıkları ortama bakarak sınıflandırmaktır. Bu tür sınıflandırma günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. Dayandığı temel analog (görevdeş) organlar ve şekil benzerliğidir.
Analog Organ : Kökenleri farklı, görevleri aynı olan organlardır. Örneğin; yarasanın kanadı ile böceğin kanadı analog organlardır. Böyle organlara görevdeş organlar da denir.
2. Doğal (Filogenetik) Sınıflandırma
Canlılarda, doku ve organların köken bağıntılarına bakılarak yapılan sınıflandırmadır. Anatomik benzerlik, akrabalık dereceleri, protein yapıları gibi birçok özellik dikkate alınarak sınıflandırma yapılır. Dayandığı temel homolog (kökendeş) organlar ve kalıtsal benzerliktir.
Homolog Organ : Kökenleri (orjin) aynı, görevleri farklı olan organlardır. Böyle organlara yapıdaş organlar da denir.
A. CANLILARIN İSİMLENDİRİLMESİ
İlk kez Linne tarafından yapılmıştır. Sistematikte temel birim olarak tür kabul edilmiş ve her türe iki kelimeden oluşan (binominal) bir isim verilmiştir.
Türlerin akraba veya benzer olduğunu birinci kelimelerin aynı olması ifade eder.
B. SİSTEMATİK BİRİMLER
Filogenetik sınıflandırmada canlılar yedi (7) ana kategoriye ayrılır; Bu kategoriler ve aralarındaki değişmeler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Şekil : Sınıflandırma Birimleri ve Aralarındaki İlişkiler
Tür : Sistematiğin temel birimi olarak kabul edilir. Yapı ve görev bakımından birbirine benzer organ sistemlerine sahip, çiftleştiklerinde kısır olmayan döller meydana getirebilen, ortak bir kökene sahip canlılar topluluğudur.
Birbirine çok yakın Tür’lerin oluşturduğu daha büyük gruba ise cins denir. Benzer Cins’ler Aile’yi, benzer Aile’ler Takım’ı, benzer Takım’lar Sınıf’ı benzer Sınıf’lar Şubeyi ve Şube’ler Alem’i oluştururlar.
C. MONERA ALEMİ
Canlı organizmaların en küçükleri ve yapısal organizasyon bakımından en basit olanları bu alemde yer alır. Virüsler, bu alemde incelenen ve hücresel yapıda olmayan organizmalardır. Bakteriler ve mavi-yeşil algler ise en küçük hücreler olup, prokaryot (basit çekirdekli) özellikte olmalarından dolayı bu aleme konulmuştur.
1. Bakteriler
Çekirdekleri ve zarla çevrili organelleri bulunmadığı için “prokaryot” hücre yapısındadırlar. Klorofil ve oksijenli solunum enzimleri gibi moleküller hücre zarından sitoplazmaya uzanan kıvrımlar üzerinde veya sitoplazmada serbest olarak bulunur.
Şekil : Bakterilerin Genel Hücre Yapısı
DNA molekülü bir tane olup, etrafında zar yoktur. Bazı bakterilerde normal DNA dan çok daha küçük yapılarda vardır.
Üremeyle ilgisi olmayan bu yapılara plazmitler denir. Plazmitler antibiyotik ve diğer bazı kimyasal maddelere karşı kazanılan direncin diğer hücrelere taşınmasını sağlar.
Bütün bakteri hücrelerinde, zar, çeper, ribozom, DNA, RNA ve çeşitli enzim sistemleri bulunur. Bazı türlerde bu yapılara ek olarak bazı özel görevli oluşumlar bulunabilir.
Hücre zarının sitoplazmaya doğru kıvrımlaşmasıyla oluşan mezozomlar, oksijenli solunum enzimlerini bulundurur. Mitokondrinin işlevini gerçekleştirir. Aynı şekilde oluşmuş tilakoit zarı üzerinde ise klorofil molekülleri bulunur ve kloroplastın işlevini üstlenir.
Hücre zarından dışarıya doğru uzanan sil ve kamçı şeklindeki tüpçükler ise, hareketi ve korunmayı sağlar. Çok az türde, üçüncü bir hücre örtüsü vardır. Kapsül denilen bu yapı olumsuz şartlara dayanma gücünü artırır. Bunun için, kapsüllü bakteriler genellikle patojen (hastalık yapıcı) özelliktedir.
Bakterilerdeki hücre çeperi, protein, yağ ve karbonhidrattan yapılmış olup, selüloz içermez. Bakteriye şekil verir ve onu korur.
Ribozomları çok sayıda olup, ökaryot hücrelerdekinden daha küçüktür.
a. Bakterilerin Gruplandırılması
Mikroskoplarla incelenen bakteriler, değişik özellikleri bakımından araştırılmış ve dört özelliğe göre gruplandırılmıştır.
Gram boyasıyla boyanarak, mikroskopta mavi-mor renkli görünenlere gram pozitif bakteriler denir. Gram negatifler ise, bu boyayla boyanmazlar. Bu farklılık çeper yapılarının özelliğinden kaynaklanır.
b. Bakterilerin Solunumları
Bazı bakteriler sadece fermantasyon (anaerobik solunum) yapabilirler, ancak oksijenli ortamlarda gelişemezler. Bunlara zorunlu anaerob denir.
Bazı bakteriler ise sadece oksijenli ortamlarda gelişebilirler. Bunlara zorunlu aerob denir. Bakterilerin bir kısmı ise geçici aerob veya geçici anaerob olup, gerektiğinde her iki solunumu da yapabilirler. Böyle bakterilere “fakültatif” bakteriler denir.
c. Bakterilerin Beslenmesi
Bakterilerin az sayıda türü ototrof olarak beslenir. Kendileri için gerekli organik besinleri inorganik bileşiklerden senaaalerler. Bunların bir kısmı klorofilli olup ışık enerjisini kullanırlar. (Fotosentetik bakteriler). Bir kısmı ise klorofilsiz olup, inorganik bileşikleri oksitlemekle kazandıkları kimyasal enerjiyi kullanır (kemosentetik bakteriler).
Bakterilerin çoğunluğu heterotrof olarak beslenir. Gerekli olan glikoz, amino asit, vitamin gibi organik maddeleri dışarıdan hazır almak zorundadırlar.
Bunların çoğu çürükçül(saprofit) olup, organik artıkları ayrıştırarak beslenir. Bu olay sayesinde doğadaki madde döngüsüne katkı yaparlar.
Bir kısım bakteri ise, diğer canlılar üzerinde parazit yaşayarak beslenir.
d. Bakterilerde Üreme
Bütün bakteriler bölünerek çok hızlı çoğalabilirler.
Şekil : Bir Bakterinin Bölünerek Çoğalması
Bakterilerde, zarlı bir çekirdek olmadığından ve kromozom sadece bir tane olduğundan bölünme tam bir mitoz değildir. Bu tür hücre bölünmesine gizli mitoz denir.
Bazı bakteri türleri, bölünerek (eşeysiz) üremenin yanında eşeyli üremeyi de gerçekleştirebilirler. Bu üremede gamet oluşumu ve döllenme görülmez.
Kalıtsal yapısı farklı iki hücre aralarında bir köprü oluşturarak gen aktarımı yaparlar. Sonuçta her iki atadan da farklı bir hücre (rekombinant bakteri) oluşur. Bu çeşit üremeye konjugasyon (kavuşma) denir. Konjugasyon sonucunda kalıtsal çeşitlilik sağlanır.
Şekil : Bakterilerde Konjugasyonla Eşeyli Üreme
Bazı bakteriler olumsuz ortam şartlarını endospor oluşturarak atlatırlar. Bakteri parçalansa ve ölse bile, endospor ortam şartlarına dayanır. Şartlar normalleştiğinde gelişen endospor normal bakteriyi oluşturur.
Şekil : Bakterilerde Endospor Oluşumu
Endosporlar bakteriye göre, daha küçük, az sitoplazmalı, kalın çeperli ve aaaabolizması çok yavaştır. Bazı sporlar 120 °C de 15 dakika kalırsa ancak ölebilmektedir.
2. Mavi – Yeşil Algler
Hücre yapısı bakımından bakterilere çok benzerler. Zarlı çekirdekleri ve zarlı organelleri yoktur. Hepsinde sitoplazmaya dağılmış klorofil pigmentleri vardır. Fotosentetik bakterilerden farkları, sitoplazmalarında fikosiyanin denilen mavi renk maddesi içermeleridir. Genellikle denizlerde, tatlı sularda verimli topraklarda yaşarlar. Hepsi fotosentetik olup, suyu ayrıştırdıkları için ortama oksijen verirler.
Şekil : Prokaryot Hücreli Canlılara Örnekler
Çoğu, havanın serbest azotunu bağlayarak toprakta azotlu bileşiklerin artmasını sağlarlar. Bunun için bitki gelişmesine yardımcı olurlar. Bölünerek ve sporlarla çoğalırlar. Tek tek veya koloni halinde yaşarlar.
3. Hücresel Olmayan Canlılar Virüsler
Canlı olarak kabul edildiklerinden, “en küçük oranizmalar” olarak adlandırılabilirler. Ancak elektron mikroskobuyla görülebilirler.
Virüsler; çoğalabilirler, kendilerine özgü nükleik asit içerirler, özel bir protein kılıfa sahiptirler ve içine girecekleri hücrenin zarını eritecek enzimlere sahiptirler. Bu özellikleri onları cansızlardan ayırır. Hücresel yapıda olmamaları, enzim sistemlerinin bulunmaması, sitoplazmalarının olmaması, organellerinin yokluğu ve dış ortamda kristal halde bulunmaları ise virüsleri diğer canlılardan ayıran özelliklerdendir. Özellikle kristal halde bulunmak cansızların özelliğidir.
Virüsler ancak konak hücre içinde aktivite gösterebilirler. Bunun için “zorunlu hücre içi parazitleri” denir. Kendilerini çoğaltmak için konak hücrenin maddelerini harcarlar ve onun enzimlerini kullanırlar.
Virüsler DNA veya RNA dan yalnız birisine sahiptirler. Bu kalıtsal yapıya genom denir.
Bazıları bitki hücrelerinde, bazıları hayvansal hücrelerde, bazıları ise bakterilerde çoğalabilirler.
Bakteriyofajlar ve hayvansal virüslerin çoğu “DNA virüsleri” adını alır. Bitkisel virüsler ve bazı hayvansal virüslere ise, “RNA virüsleri” denir.
Şekil: Bakteriyofajın Yapısı
Virüsler, hacim olarak büyümezler ve bölünerek çoğalmazlar. Enzim sistemleri olmadığı için solunum, protein senaaai, beslenme, boşaltım gibi hayatsal olayların hiçbirini gerçekleştiremezler.
Virüsler girdikleri hücrede yönetimi ele geçirirler ve hücrenin materyallerini kullanarak kendilerini çoğaltırlar. Sonuçta hücrenin parçalanmasına (lizis) neden olurlar.
Şekil : Virüslerin Girdiği Hücreyi Parçalaması
Bazı virüsler girdiği hücreyi öldürmez, ancak onun hızlı ve düzensiz olarak bölünmesine neden olur. Böylece kanserleşme ortaya çıkar.
Bir virüs tarafından enfekte olmuş hücre ve doku bazı savunma meddeleri üretir. İnterferon denilen bu maddeler yeni bir virüs enfeksiyonunu engeller.
D. PROSTİSTA ALEMİ
Bu alemin üyeleri, ökaryot yapılı bir hücrelilerdir. Nemli topraklardan, diğer canlıların vücutlarına, küçük su birikintilerinden okyanuslara kadar çok geniş ortamlara yayılmıştır. Tatlı sularda yaşayanlarında kontraktil koaaaaar bulunur.
1. Protozoa (Hayvansal Protistler)
Protista aleminin, daha çok hayvansal özellikteki türleri kapsar. Hepsi bir hücrelidir.
a. Silliler (Kirpikliler)
Hareketi sağlayan yapı, hücre yüzeyini kaplamış olan sillerdir. Hücre zarı kalınlaşıp sertleşerek pelikula adını alır. Hepsi heterotroftur. Besinlerini pinositoz ve difüzyonla alırlar. Bölünerek eşeysiz üreyebildikleri gibi, birçok türü konjugasyonla eşeyli üremeyi de gerçekleştirir. En gelişmiş ve tanınmış örneği Paramesyum (terliksi hayvan) dur.
Paramesyum da iki çekirdek bulunmakta olup, küçüğü üremeyi, büyüğü beslenme ve aaaabolizmayı düzenler.
Şekil : Protozoa Grubuna Örnek Canlılar
b. Kamçılılar
Hareketi sağlayan yapıları kamçılarıdır. Hücreleri çepersizdir. Bazıları kloroplastlı olup fotosenaaa yaparlar. Örnek; Öglena. Ancak, bunlar karanlıkta kaldıklarında heterotrof olarak beslenirler.
Öglenada ışığı karşı duyarlı göz noktası bulunur. Depo maddesi nişastaya çok benzer. Bazı kamçılılar insanda ve hayvanlarda parazit olup, bazı hastalıklara neden olur. Örnek : Tripanosoma adlı çeşidi, kan emici bir sinekle insana taşınır ve uyku hastalığına neden olur.
c. Kök Ayaklılar
Belirgin bir hücre şekilleri yoktur. Hücre zarının uzantılarıyla geçici (yalancı) ayaklar oluştururlar. Bunlar, hem hareketi hem de besin almayı (fagositozu) sağlar. En tanınmış örnek amiptir. Amip’lerin bazıları insanda parazit yaşayarak amipli dizanteriye neden olur. Bazıları ise ağız boşluğunda ve kalın bağırsakta zararsız (kommensal) olarak yaşar. Sularda yaşayan bazıları ise kabuk oluşturur.
d. Sporlular
Hepsi insanda, omurgalı ve omurgasız hayvanlarda parazit olarak yaşar. Hücre yapıları diğer protistlerden daha küçük ve daha basittir. Besinlerini sindirilmiş olarak alırlar. Spor oluşturarak çok hızlı üremeyi sağladıkları gibi; zaman zaman gamet oluşturarak eşeyli üremeyi de sağlarlar. Hareket organelleri ve kontraktil koaaaaarı yoktur. Örnek: Plazmodyum malaria türü insanda sıtmaya neden olur. Anofel türü sivrisineklerle taşınır.
2. Cıvık Mantarlar
Hücre çeperlerinin olmaması yönüyle gerçek mantarlardan (Fungi aleminden) ayrılırlar. Belirgin bir hücre şekilleri olmayıp, amipler gibi hareket ederler.
Hepsi çok çekirdeklidirler. Çoğu zaman koloniler oluştururlar.
Şekil : Cıvık Mantarın Üremesi ve Hayat Devri
Nemli ortamlarda yaşar ve saprofit olarak beslenirler. Sporla ürerler. Sporları sert bir çeperle örtülüdür. Bazı türleri diğer canlılarda parazittir. Depo karbonhidratları glikojendir.
3. Bir Hücreli Algler
Hepsi çeperli, kloroplastlı ve fotosentetiktir. Depo karbonhidratları nişastadır.
Şekil : Bir Hücreli Alg Örnekleri
Sularda, ıslak ve nemli yerlerde yaşarlar. Çoğu kamçılı olup, yer değiştirebilir. Bazıları kolonileri meydana getirirler. Örnek: volvox, pandorina, vs.
E. MANTARLAR (FUNGİ) ALEMİ
Hücreleri çeperli olduğu için, gerçek mantarlar diye de adlandırılır. Hepsi ökaryot hücrelidirler. Genellikle çok hücreli olarak yaşayan, klorofil içermedikleri için hazır besin tüketen canlılardır. Depo karbonhidratları glikojendir. Bazıları çok çekirdeklidir.
Şekil : Mantarlar Aleminin Çeşitli Örnekleri
Spor oluşturarak eşeysiz üremeyi sağladıkları gibi, çoğu eşeyli üremeyi de gerçekleştirir. Bazıları ise tomurcuklanır (mayalar). Köksüleriyle (rizoit) kendilerini bir yere bağladıklarından yer değiştiremezler. Bir çoğu bitkilerde ve hayvanlarda parazit yaşayarak hastalıklara neden olur. Genel beslenme biçimleri saprofitliktir. Bu sayede organik artıkların parçalanmasına ve madde döngüsüne katkı yaparlar.
Mantarlar; küfler, mayalar, paslar ve şapkalı mantarlar olarak gruplandırılabilir.
F. HAYVANLAR ALEMİ
Hepsi çok hücrelidir. Çok azı mikroskobik (tenyalar, su pireleri), çoğu ise makroskobiktir. Hepsi heterotrof olarak beslenir. Hücrelerinde çeper ve plastitler yoktur. Sentrozomları bulunmakta olup, depo karbonhidratları glikojendir.
Şekil : Hayvanlar Alemindeki Alt Gruplar
Çoğunlukla, bir yere bağlı olmadıklarından ve kasları bulunduğundan yer değiştirebilirler. Süngerler hariç tutulursa, hepsinin sinir sistemi vardır. Çoğu ayrı eşeyli olarak ürer. Eşeysiz üreme yapabilen türleri azınlıktadır.
Omurgalı Hayvanlar
Baştan (merkezi sinir sisteminden) çıkan sinirler vücuda sırt tarafından ve omurga iskeleti içinden dağılır. Dolaşımları kapalıdır. Kandaki oksijen bağlayıcı pigmentler alyuvarlarda bulunur. Duyu organları gelişmiş yapıdadır. Amfiyoksüs gibi ilkel kordalılarda kıkırdak veya kemik bulunmaz. Hepsi ayrı eşeylidir.
a. Balıklar
Solungaç solunumu yaparlar. Üyeleri yüzgeç şeklindedir. Denizlerde ve tatlı sularda yaşar, dış döllenme ve gelişme yaparlar. Vücutları zaman zaman dökülebilen pullarla örtülüdür. Değişken ısılı (soğuk kanlı) hayvanlardır.
Bazılarının iskeleti sadece kıkırdaktan oluşur (köpek balıkları gibi). Çoğunluğu kemikli balıklara ait türler oluşturur.
Şekil : Kıkırdaklı ve Kemikli Balık Örnekleri
b. Amfibiler (Kurbağalar)
Dış döllenme ve gelişme yaptıklarından suya bağımlıdırlar. Bazılarının erginleri karalarda da yaşayabilirler. Bunun için bu gruba amfibi (iki yaşayışlılar) denir.
Şekil : Kuyruklu (A) ve Kuyruksuz (B) Kurbağalar
Değişken ısılıdırlar. Başkalaşım (aaaamorfoz) geçirirler. Larva evresinde balıklar gibi yaşarlar. Ergin evrede kuyruklu olanlarına semender denir.
c. Sürüngenler
Solunum organları akciğerlerdir. İç döllenme ve dış gelişme yaparlar. Derileri kuru ve pulludur. Pullar kaynaşmış olup, dökülmezler.
Şekil : Sürüngenler Sınıfının Yaşayan Takımları
Vücut ısıları değişkendir. Sıcak ve kurak ortamları severler. Yılanlar, kertenkeleler, timsahlar ve kaplumbağalar olmak üzere dört takıma ayrılırlar.
d. Kuşlar
Sıcak kanlı (sabit ısılı) hayvanlardır. Üremeleri ve gelişmeleri sürüngenler gibidir. Vücutları tüylerle örtülüdür ve deride yağ bezleri vardır. Dişleri yoktur.
Şekil : Kuşlar Sınıfının Örnekleri
Akciğerlerinde büyük hava keseleri bulunur. Gaga ve pençe gibi yapıları yaşadıkları ortama ve beslenme biçimine uyumludur. Kivi, ördek, tavuk, pelikan ve şekilde gösterilenler değişik örneklerdendir.
e. Memeliler
Kuşlar gibi sabit ısılıdırlar. Vücut kıllarla örtülüdür. Deride yağ ve ter bezleri vardır. Dişleri gelişmiştir. Yavrularını sütle beslerler. İç döllenme ve iç gelişme yaparlar. Çoğu doğurur. Soluk alıp vermede etkili, kaslı bir diyaframları ve kulak kepçeleri vardır.
Şekil : Memeliler Sınıfının Örnekleri
Çoğunda olgunlaşmış alyuvarlar çekirdeksizdir. Balina, yunus, fok, deve, zürafa, koyun, tavşan, fare, sığır ve daha bir çok cins plasentalı memeliler grubundandır. Kanguru ve koala gibi cinsler keseli memeliler grubuna girer. En az türü bulunan memeli grubu ise, gagalı memelilerdir. Örnek; Ornitorenk (Platipus).
G. BİTKİLER ALEMİ
Hepsi çok hücreli, hücre yapıları ise ökaryottur. Hücreleri çeperli, çeperin esas maddesi ise selülozdur. Klorofil molekülleri kloroplastlar içinde kümelenmiştir. Kloroplasttan başka, kromoplast ve lökoplast gibi renk pigmentleri de vardır. Depo karbonhidratları nişastadır.
Şekil : Bitkiler Alemindeki Alt Gruplar
Yeşil bitkilerin hepsi ototrof olup, ışık enerjisini kimyasal enerjiye çevirirler. Çoğunluğu toprağa bağlı olduğundan yer değiştiremezler.
1. Sporlu (Çiçeksiz) Bitkiler
Üreme ve gelişmelerinde çiçek ve tohum oluşturamazlar. Spor oluşturarak eşeysiz üremeyi, gamet oluşturarak eşeyli üremeyi gerçekleştirirler. Bu iki üreme çeşidi birbirinin devamı şeklindedir ve olaya döl almaşı denir. Üreme bakımından suya bağımlıdırlar. İletim demetlerinin (damarların) bulunup, bulunmamasına göre iki gruba ayrılırlar.
a. Damarsız Sporlu Bitkiler
Yaprak, kök ve gövdeleri yoktur veya çok basittir. Çok hücreli “algler (yeşil su yosunları)” bu grubun en basit yapılı üyeleridir. Bunlar denizlerde, tatlı sularda ve nemli yerlerde yaşayabilirler.
Şekil : Damarsız Sporlu Bitkiler
b. Damarlı Sporlu Bitkiler
Vücut yapısı bakımından daha gelişmiş olduklarından ve karalarda yaşamaya uyum sağladıklarından, madde taşınmasına ihtiyaçları vardır. Bunu damarlarla gerçekleştirirler.
Kök, gövde ve yaprakları bulunmakta, ancak tohumlu bitkilerden biraz daha basittir. En önemli grupları, eğreltiler, at kuyrukları ve kibrit otlarıdır.
Şekil: Damarlı Sporlu Bitkilere Örnekler
2. Tohumlu (Çiçekli) Bitkiler
Hepsi damarlı olup, kök, gövde ve yaprakları gelişmiştir. Üreme hücreleri (polen, yumurta) çiçeklerde oluşur. Eşeyli üremelerini tohum oluşturarak gerçekleştirirler. Doku ve organları iyi gelişmiş olup, kök, gövde ve yaprakları belirgindir. Tohumun meyve tarafından örtülüp, örtülmemesine göre iki alt bölüme ayrılır.
a. Açık Tohumlu (Kozalaklı) Bitkiler
Tohumlarındaki çenek sayısı çok değişken olup, tohumları örten bir meyve veya örtü yoktur. Bu grubun bitkileri, genellikle iğne yapraklı veya pul yapraklı olup, hepsi çok yıllık çalı ve ağaçlardır.
Şekil : Açık Tohumlu (Kozalaklı) Bitki Örnekleri
Hemen hepsi kışın yaprığını dökmez ve düzenli kambiyum halkaları sayesinde enine kalınlaşma gösterirler. En önemli cinsleri; çam, sedir, köknar, mazı, ardıç, servi, ladin, porsuk, sikas ve ginkgo olarak sıralanabilir.
b. Kapalı Tohumlu Bitkiler
Tohumlar meyve tarafından örtülmüştür. Çiçeklerinde çanak ve taç yapraklar da vardır. Meyve tohumun yayılmasına yardımcı olur. Tohumlardaki çenek sayısına göre iki alt gruba ayrılır.
Tek Çenekliler : Tohumda bir tane çenek vardır. Damarlanma genellikle paralel tiptedir. Çoğu tek yıllık otsu bitki, çok azı (palmiye ve muz gibi) ise çok yıllık bitkilerdir. En önemli örnekler; zambak, soğan, lale, tahılgiller, muz, palmiye, kuşkonmaz ve orkide olarak sıralanabilir.
Şekil: Tek Çenekli (Monokotil)
Bitki Örnekleri
Çift Çenekliler : Tohumlarında iki tane çenek bulunur. Yapraklar çok değişken şekilli ve ağsı damarlıdır. Kökler çoğunda kazık tiptedir. Otsu türlerde basit kambiyum, odunsu ve çok yıllık olanlarında ise gelişmiş kambiyum halkaları vardır. Enine kalınlaşma görülür ve iletim demetleri düzenli dizilmiştir.
Şekil : Çift Çenekli (Dikotil) Bitki Örnekleri
Erkek ve dişi organlar, genellikle aynı çiçekte bulunmakta olup, bazı gruplarda farklı çiçeklerde bulunabilir. Etrafımızda gördüğümüz otsu ve odunsu bitkilerin çoğu bu gruptandır. Kabakgiller, baklagiller, toplu çiçekliler, turpgiller, gülgiller en önemli familyalardır.
Örnek Soru :
Canlıların bilimsel olarak adlandırılmasında kullanılan yönteme göre;
I. Capra domesticus
II. Felis domesticus
III. Canis lupus
IV. Felis leo
olarak adlandırılan canlıların cins ve tür adlarına bakarak, hangilerinin birbirleriyle diğerlerinden daha yakın akraba olduğu düşünülebilir?
A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) II ve IV E) III ve IV
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)